Arap bir rengin değil bir halkın adıdır

  • Haberin Tarihi: 23 Mart 2018
  • Bu haber 2792 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bugün Mardinli değerli aydın bir gazeteci olan Sait Hocadan bir mail aldım. Mailde “Mardin Büyükşehir Belediyesi Sokak hayvanlarına yönelik örnek çalışmalar kapsamında İstanbul’a tedavi için gönderilen eşeklerin arasında bir eşeğe “Arap” isminin verilmesi tepkilere neden oldu.” Bu mail beni 1966’da ilkokul 4.üncü sınıfta öğretmen kılıklı bir ırkçının saldırısına maruz kaldığım döneme götürdü. Tarih dersinde öğretmen “birinci dünya savaşında Arapların Osmanlı ordusuna ihanet ederek İngilizlerle birleşip kalleşçe saldırdı” diyince, büyük bir eziklik içinde sınıftakilere baktım benden başka sınıfın yarısı Mardinli-Siirtli-Estelli/Midyat-Hasankeyfli Arap örgencilerden oluşuyordu hepsi rahatsızlık duymalarına rağmen kimseden ses çıkmıyordu. Parmak kaldırıp söz hakkı istedim. Öğretmen söz hakkı verince de titreyen çocuksu bir öfkeyle “Araplar kimseye kalleşlik yapmadı. Onlarda Türkler gibi vatanlarını savundular. İngilizler, Almanlar, Osmanlılar neden onların vatanlarına gitmişler. Tabii ki onlarda savaşacak. Hem Hz. Muhammed de Araptı.” Öğretmenin yüzü öfkeden kıpkırmızı kesildi. Büyük bir hışımla üzerime yürüdü. Yakamdan tutarak bir yandan öfkeyle silkelerken bir yandan da yüzüme tokat atıyordu, öfkeden kısılan sesiyle “sen ne diyorsun sen vatan haini misin? Sana bunları kim öğretti.” Diye bağırıyordu. Eğer gene Siirtli Arap kökenli okul müdürü saygıdeğer Rıfat Bedük olmasaydı daha 9 yaşında babamla bölücülük suçlamasıyla jandarmaya teslim edilecektim.

Bu ırkçı zihniyetin kökenine bakacak olursak; insanları renklerine göre ayırmak günümüzde suç ama yirminci yüzyılın ortalarına kadar bu suç Amerika bașta olmak üzere Avrupa ve tüm dünyada ișlenmeye devam etti. Amerika’da Afrika kökenli siyahî vatandaşlarına renklerinden dolayı Negro/Zenci diye hitap edildi.

 

Osmanlıda ve Türkiye’nin kuruluşundan yakın geçmişe kadar siyahî tüm insanlara Arap dendi. Hatta bununla yetinmeyerek Kemalist zihniyetin elitizimi on yıllarca bu ülkenin üçüncü etnik yapısını teşkil eden Arap halkını hep hainlikle suçlamaya ve baskı altında tutmaya çalıştı. Bu zihniyete sahip ırkçı kadroları memurları, subayları, polis şefleri köpeklerine Arap ismi vererek halkı aşağılamaya çalıştı. Arap halkı on yıllarca bu ırkçı anlayışın mağduru oldu.

 

Ancak hukuksal hakların geliştiği günümüzde bu fiiller ırkçı-nefret suçları kapsamına alınmıştır. Bu fiillerde bulunanlar kanunun öngördüğü şekilde soruşturulmalı ve gerekli şekilde yargılanmalıdır.

 

21 yüzyılda resmi kurumdaki Ziya pașanın deyimiyle “eğitim cehaleti götürür özellik baki kalır” tarzında ki “eğitimli” bir sorumlu, bir halkın ismini renk kavramında değerlendirerek bir eşeği Arap olarak kaydetmesi kabul edilir bir davranış değildir. Bu anlayışın sona erdirilebilmesi için bu ırkçı nefret suçunu ișleyen kişiler hakkında savcılık ve sorumlu idari birimler mutlaka soruşturma açarak kamuoyuna duyurulmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde bu ırkçı nefret suçu kamuoyu nezdinde normal kabul göreceğinden dolayı bu suç ișlenmeye devam edilecektir.  Her şeyden önce bu eğitimli cahillere Arap isminin bir renk değil bir halkın ismi olduğu öğretilmelidir. Yoksa bu cehalet tüm topluma mal olur.

 

Kadim bir medeniyetin temsilcisi olan Arap halkı böyle bir aşağılamayı hak etmiyor.

 

Bu ülkenin Arap kökenli asli vatandaşı olarak savcılar ve sorumlular nezdinde kamuya karşı bu ırkçı nefret suçunu ișleyenler hakkında soruşturma açmaları için çağrıda ve suç duyurusunda bulunuyorum.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın