DUYGU HEMŞİRE…

  • Yazının Tarihi: 14 Kasım 2018
  • Yazar: İbrahim Yüksel
  • Bu yazı 436 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

BU YAZI; İNSANLIĞIN, KADIN YÜREĞİYLE KIRDIĞI TABULAR VE KURDUĞU GÖNÜL KÖPRÜLERİNİN HİKÂYESİDİR.

‘’ Bir zamanlar Rabbin meleklere ‘’ ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’’ Demişti. Melekler; ( A!… Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın ? Oysa biz seni överek tesbih ediyoruz. ) dediler.

Rabbin ; (Ben sizin bilmediklerinizi bilirim) dedi. ( Bakara suresi 30. Ayet )

İnsan, eşrefi mahlûkat olarak tanımlanmıştır. Yaratılmışların en şereflisi. Peki nedir insanı diğer varlıklardan şerefli kılan, üstün kılan ?…Canlılardan ,cansızlardan, 400 bin çeşit hayvanat ve nebatattan, dağlardan ,ovalardan, aydan, güneşten, devasa kelimesinin karşılamakta yetersiz kaldığı gezegenlerden, yıldızlardan, galaksilerden…insanı üstün kılan neydi…

Yaratıcımız bunu Ahzab suresi 72. Ayette şöyle ifade eder : ‘’Biz emaneti, göklere, yere ve dağlaraarz ettik.Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar. Ondan korktular da onu insan yüklendi. O cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor.’’  Beidüzzaman hazretleri bu emaneti, insanın istidatları, kabiliyetleri olduğunu ifade eder.

İnsanı insan yapan özellikler vardır. Bu özellikler insana insan olduğu için ilgi göstermeyi gerekli kılar.  Yunus’un ‘’yaradılanı severim, yaradandan ötürü’’ dediği gibi.  Bunlar hepimizin bildiği hususlar olmasına rağmen kendimizi bazen kaptırdığımız, dünyanın tali meseleleri; mesela siyaset gibi, ideoloji gibi, ırkçılık gibi futbol takımları gibi, doğduğumuz ili komşu ilden üstün görme gibi… hastalık bile denebilecek bu durumlar, İNSAN OLMA özelliğimizi unutturuyor bazen.

Bazı insanlar bu hastalıklara kapılmamayı başarmış bir şekilde; insan olmanın erdemini üzerinde taşımaya ve etrafına insanlık ışığı saçmaya devam edebiliyor.

DUYGU HEMŞİRE…

Erzincan’dan gelen bir anne babanın İstanbul’da dünyaya gelmiş; başarılı bir tahsil hayatından sonra Çapa Tıp Fakültesinde devam eden bir öğrenim esnasında sevki ilahinin bir tecellisi olarak İsviçre’de devam eden 5 yıllık, adeta, dünyayı ve insanlığın başka veçhelerini tanıma ve görme tecrübesi ve daha sonra dünya özeti İstanbul’da devam eden hemşirelik ve akademisyenlik hayatı.

Bu farklılıklar içerisinde ayağına dolanan ve hızını kesmeye, onu hayatından bezdirmeye çalışan engellere takılmadan İNSAN OLMA ERDEMİNİ sürdürebilmiş nadir insanlardan biri. Mardin seyahati esnasında Dara’ ya giderken gördüğü çocukları mutlu etmeyi, gözlerinde bir ışıltı görmeyi dert edinmiş. Tespit ettiği okulda, 41 çocuğa, gelen kış mevsiminde bedenlerini ısıtacak mont ve ayakkabı hediye ederek insan olmanın erdemini sürdürürken, kendisinden 1 hafta sonra aynı köyden geçerken, aynı hissiyata kapılan ve bu çocukların yüzünü nasıl güldürebilirim tasası yaşayan bir başka güzel insanla yolları kesişir. Geçimlerini sağlamakla yükümlü oldukları aileleri ve İstanbul şartlarında mütevazi sayılabilecek aylık gelirleri tek başlarına bu fedakarlığı yapmaya yetmeyince onlar gibi güzel kalpler taşıyan insanları biraraya getiren rabbim, farklı ideolojilerden, farklı illerden, farklı kültürlerden ve farklı futbol takımı taraftarlarından müteşekkil güzel kalpli insanları aynı erdemin etrafında birleştirmeyi nasip etmiş. İstanbul’da bazılarının 2 kişilik bir akşam yemeği bedeliyle 41 çocuğun yüzünün gülmesi ideali etrafında; farklılıklar kaybolmuş tek amaca yönelinmiştir.  41 çocuğun kış mevsimi gelmeden içlerini ısıtmak.

Güzel yürekli erkekler grubu maddi desteklerini esirgemezken; kadın yüreği, sadece madde odaklı olmayı kabullenemeyip, alınan hediyelerin, 9 yaşındaki oğluyla beraber gece yarılarına kadar süren bir çaba ile, gelen isimlerin her birine ayrı ayrı paketlenerek ve üzerine isim ve mesaj yazılarak hazırlanmalıydı.

Ambalaj da çocukların seveceği bir canlılıkta olmalıydı. Yetmez… Kargo ile gönderilip amacın hasıl olma imkanı varken; İstanbul’dan Mardin’e kadar gelip tek tek teslim etmeli ve çocukların sevincine engel olabilecek tüm faktörler de kendi eliyle bertaraf edilmeliydi.

Duygu hemşire; İstanbul’dan, hediyeleri çocuklara kendi eliyle teslim etmek üzere cumartesi günü Mardin’e gelip 1 saatlik şölen ve eğlence havasında çocukların gönlünü fethederken; bu amaç etrafında birleşen farklı inanç, ideoloji, yaşam tarzı ve vesaire birçok farklılıklar yaşayan kişinin de tabularını yıkarak; İNSAN OLMA ERDEMİ çerçevesinde tüm farklılıkları geçersiz kılmanın mümkün olduğunu göstererek ertesi gün İstanbul’ a döndü. Sonraki durakları da tespit ederek ve hazırlıklarına başlayarak…. Kars,  Nevşehir ve daha nice şehirlere…

İnsan olmanın erdemi fıtrat gereği olsa gerek, insana da huzur ve mutluluk kaynağı olabilmektedir. Fıtratın gereklerini yerine getirmenin verdiği huzur, sağlık, özgüven gibi şahsi kazanımlara vesile olurken; toplumsal açıdan da yardımlaşma, sıkıntıları paylaşarak azaltma ve gönül köprüleri kurmak suretiyle de toplumsal barış ve huzura sebep olmaktadır.

Angelina Jolie gibi, sinema sektöründe isim yaparak, ahlaksız yaşam tarzını yeni nesillere örnek sunan zihniyetin yapmacık ve sahte faaliyetlerine karşın; maddi hiçbir menfaat beklemeden ve dahi basına bile haber vermenin riyakarlığa sebep olacağı endişesini taşıyan Anadolu annelerinin samimi yardımseverliği çok daha anlamlı ve etkilidir.

Yaşadığımız süreçte meydana gelen kamplaşma ve kutuplaşmaların,  Duygu hemşire gibi samimi ve gayretli hanımların faaliyetleriyle; dostluğa, sevgiye ve kaynaşmaya vesile olacağı aşikardır.

 

 

D

Bir Yorum Yazın