Kendi Kendine Yetme Hastalığı…

  • Haberin Tarihi: 7 Şubat 2019
  • Bu haber 137 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

“Allah ve resulüne itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenleri sever.” Enfal/46

Üzerinde bir hayli kafa yormamız gereken bir konu. Çağın en önemli hastalıkların başında gelecek bir vakıa. Baba oğula  kardeş kardeşe, eşler birbirlerine karşı tahammül edemeyecek bir hale geldik. Hemen hemen toplumun her kesimi arasında böyle bir sorun var.

Bunun tek bir sebebi var: o da toplumun her ferdi ekonomik bağımsızlığını kazandığı anda oluyor ne oluyorsa… Oysa bizler beraber olduğumuzda bir anlam taşıyoruz. Ben değil, biz olduğumuzda bir duruş sergileyebiliyoruz.

Hayatın her safhasında bir kırılma yaşıyor olmamız “ben” hastalığının bir sonucudur. Fert olarak asla bir başarımız söz konusu değil, olmaz da. Başarı bir takım veya ekip işidir.

Fert, büyüdüğü aile ortamını hiçe sayıp kazanımlarını kendisi yapmış gibi görmesi kadar ahmaklık olamaz. Anne babasının kendisini eğitirken katlanmış oldukları hayat şartları yabana atılacak cinsten değil. Ciddi, ciddi tefekkür edilmesi gereken bir realite.

He deyince büyümüyor insan. Bir emek lazım. Bu emeğin bir karşılığı da saygı ve sevgiden geçer. Bizlere karşı emeği olanları son nefesimize kadar unutmamak gibi bir ahlaka sahip olmamız lazım.

Hayat tekerrürden ibaret. Bu gün ektiklerimizi yarın biçeceğiz. Kim ne yaparsa kendine..herkes yüreği yettiğince.

Her şey para değil. Her şey makam mevki de değil. Ya bunları kaybettiğimizde halimiz ne olacak? İtibarını bu tür şeylerden alanlar kabettiklerinde itibarsızlaşırlar.

“Ben” yokluk, “Biz” var olma mücadelesidir.

İstişaresiz iş yapmak asla bir Müslümana yakışmaz. Bilakis istişare Müslümanın özelliklerindendir. İstişare sonucu yapılan her hareket kınama görmez. Çünkü bir karar sonucu meydana gelmiştir. Olumlu veya olumsuz sonuç elde edilse bile….

Toplumun her ferdi kendi kendine bir işe kalkıştığı için israf son haddine gelmiş durumda. Güç birlikten doğar. Hayatın her safhası beraber hareket edildiğinde anlam kazanmakta.

Haddini bilmek erdemliktir. Bir iş yapmaya kalkıştığımız zaman her şeyi detayı ile araştırmak ve yaptığımız işte Allah(c.c) razı olur mu diye bir kaygımız olmalı. Dünya hayatı bir oyundan ibaret. Her şey gelip geçici. Yaptıklarımzın hesabını kolay verebilenden olmak duamız olsun.

Kardeş olmak belki de bu sorunu ortadan kaldırmanın ilk adımı. Kardeşler edindiğimizde güçlü olacağız. Bu hem bize hem topluma hem de yaşadığımız ülkeye bir katkı sağlayacaktır. Gücümüzü imanımızdan almalı. İmansız bir güç yok olmaya mahkumdur.

Ben değil, “Biz…”

Sana ne değil…

Sen kim oluyorsun değil…

Sana mı kaldı yaptıklarım…

Benim değil mi?

Sen karışma…

Benim işime kimse karışamaz…

Herkes kendinden sorumlu!

Ve daha çok cümle kurulabilir. Mesele bu cümleleri pozitif bir hale dönüştürmek. Yoksa bu benlik virüsü hem bizi hem toplumu felakete götürecek. Birbirimizin aynası hükmünde olmamız lazım. Ben size baktığımda kendimi siz bana baktığınız da kendinizi görmelisiniz.

Biz olma zamanı…

Selam ve dua ile.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın