Gerçek İhtiyaç Sahipleri

  • Yazının Tarihi: 8 Şubat 2019
  • Yazar: Vehap ERdoğan
  • Bu yazı 144 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Ülkemizde, sayıları milyonları aşan ihtiyaç sahipleri var. Bu ihtiyaç sahiplerinin sayıları gün geçtikçe daha da büyüyüp fazlalaşıyor.
Devlet, hükümet ve yetkililer ihtiyaç sahiplerini belirlemek adına bazı kurumları görevlendiriyor ve kurumların bünyesinde sistemler kurup bu sistemleri her geçen gün geliştirmek durumunda kalıyorlar.
Bu sistemlerde ihtiyaç sahipleri kayıt ediliyor, kimin hangi düzeyde ihtiyaç sahibi olduğu belirleniyor ve ihtiyacı olan kişilere ne kadar yardım yapıldığı kayıt altına alınıyor.
İhtiyaç sahiplerinin belirlenmesinde mahalle muhtarlıkları da büyük rol alıyor. Mahalle muhtarları kendi mahallesinde bulunan ihtiyaç sahiplerini belirliyor ve gelen yardımları kendilerine dağıtıyor.
Engel durumu olanların ve sağlık raporları belli bir seviyede olan ayrıca ihtiyaç sahibi olan kimselere devlet kurumları neredeyse tüm imkânlarını seferber ediyor.
Kimin gerçek anlamda ihtiyaç sahibi olup olmadığını belirleyen kurum ve şahısların adaletli davranıp davranmadığı çoğu kez eleştiri konusu haline de geliyor.
Bu durum küçük yerleşim yerlerinde daha da büyük sorunları tetikliyor ve tepkilere neden oluyor.
Yaşama tutunamayacak seviyede ihtiyaç sahibi olan kimselere bazen tek seferlik yardımlar yapılıyor bazen de imkânlar zorlanarak birkaç ayda bir yardım yapılmaya çalışılıyor.
Taşıma suyu ile değirmenin dönmeyeceği bilinen bir konu. Bunun için yapılacak yardımların süreklilik kazanması gerektiğini düşünenlerdenim.
Veyahut ihtiyaç sahiplerinden çalışacak durumda olanlara düzenli ve sürekli çalışabilecekleri iş imkânı tanınması daha sağlıklı olur. Elbette bunun için de bir sistem düşünülmüş ama maalesef bu sistem geçici iş imkânı sağlıyor.
Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) istihdama yönelik geçici süreliğine (6 – 9 ay) süreliğine işçi alımı yapıyor.
Bu durum, alınacak kişilerin kriterlerinin belirlenmesi ve bazı yerleşim yerlerinde alınacak kişilerin sayısı bazen sorunlar teşkil ediyor.
Mesela bir ilde İŞKUR’ a alınacak kişilerin sayıları o ile ve ilçelerin nüfus ve ihtiyaç durumuna göre dağılımı yapılmadığı zaman bu durum karşısında insanlar seslerini yükseltebiliyor.
Veyahut bir ailede birden çok kişinin ismi İŞKUR listelerine çıkıyorken, ihtiyaç sahibi olduğu halde başka bir ailede defalarca başvuru yapıldığı halde isminin çıkmadığını gören kimseler adalet kavramı üzerine kafa yorabiliyor.
En önemlisi de siyasi parti ve bazı derneklerin İŞKUR’a alınacak olanların listelerini belirleyip gerekli yerlere sunması vatandaşların canını fazlasıyla sıkmış durumda.
Belli bir siyasi parti veya oluşuma bağlı olanların isimlerinin çıkması ve ihtiyaç sahibi olmadığı halde aynı aileden birden çok kişinin bu imkânlardan faydalanması iddiası epeydir gündemi meşgul eden bir konu.
Daha da vahim olan bir iddiaya değinecek olursak, bu imkânlardan yararlanan kişilerin işe gitmediği iddiası.
Bu ve buna benzer iddiaları ortadan kaldırmak, ve adaleti sağlamak, gerçek anlamda ihtiyaç sahibi olan kişilere imkânları seferber etmenin aslında çok basit bir yöntemi var.
Devlet sistemlerinde her ilde binlerce ihtiyaç sahibi zaten belirlenmiş durumda. Bu ailelerden her birinden bir kişi bile olsa devlet imkânlarından faydalansa, her aileden bir kişi sürekli halde iş sahibi yapılsa evine ekmek götürmüş olur.
Bu sayede gerçek anlamda ihtiyaç sahibi olan herkese ulaşılmış olur.

Bir Yorum Yazın