Şükürsüzlük Hastalığı…

  • Haberin Tarihi: 4 Nisan 2019
  • Bu haber 327 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Verilen bunca nimeti görmemezlikten gelip hep isyanlarda olmak, belki de başka bir varlığın yapacağı bir şey değil.  İnsanoğlu nisyan ile maluldür bu doğru ama bu onun şuursuzca hareket etme lüksünü vermiyor.

Her alan ve zamanda hep bir şikayet içerisindeyiz. Hiçbir şeyden memnun değiliz. Bizlere verilen nimetlere karşı hiçbir bedel ödememişken bu kadar şükürsüzken bir de bedel ödediğimiz  anı düşünemiyorum.

Kaldı ki Allah’ın(c.c) bize vermiş olduğu nimetleri saymaya kalksak ömrümüz yetmez. Hiçbir şey bizim değilken bu kadar şükürsüzlük/hamdsizlik de neyin nesi?

Neden bu kadar kabalaşabiliyoruz?

Neden hiçbir şeyden memnuniyet duymuyoruz?

Bu sorulara acil cevap bulmak ve vermek lazım. Şükreden birer kul olmazsak elimizdekilerin de yok olup gideceğini aklımızdan çıkarmamamız lazım. Sadece alıp verdiğimiz nefesin kıymetini bilsek… ama nerde ancak bunu astım hastası olana sormak lazım. Bir rahat nefes için nelerini feda etmezdi. Oksijen cihazına bağlı hastalara sormak lazım. Bir de ödedikleri paralar da cabası. Ya böyle bir hastalığa düçar olmayan bizler ne kadar şükredebiliyoruz. Yıllarca bedava kullandığımız oksijenin bir faturası çıkarılsa… ama unutmayalım her nimetin hesabı sorulacaktır hiç tasalanmayın.

Bizler için Allah’ın(c.c) her şeyi düşündüğünü bir türlü idrak edemiyoruz. İstifade etmemiz için sayamayacağımız nimetleri bizler için yaratan Allah(c.c). Ama biz hep başka alemler de gezinip duruyoruz. Oysa Allah’ın(c.c) yarattığı her bir şey ibret alınacak kadar muazzam bir şekilde yaratılmıştır. Bize verilen hangi nimetin hakkını verdik de şükürsüzlük yapabiliyoruz?

Aklınıza şu soru gelebilir; madem yarattı bunları da yaratması doğal değil mi? Eyvallah lakin unutmamamız gereken bir şey bizim bu dünyaya gelip gitmemiz bizim irademizin dışında. Yani tasarruf Allah’a(c.c) ait. Ol der oluveriyoruz. Bu bizim için de geçerli tüm kainat içinde durum aynı.

Her halimize şikayet.

Hep eleştiri.

Hep başkalarını çekiştirme.

Şükürsüzlük hastalığından bir an evvel kurtulmamız lazım. Yoksa yok olup gitmemiz elimizdekilerin uçup gitmesi hiç de zor bir olay değil. Allah’ın(c.c) bize vermiş olduğu nimetleri geri alması hiç de zor değil bunun bilinciyle hareket etmemiz lazım.

            Her şeyden şikayet etmemiz ciddi bir hastalık. Bu hastalığı yenmenin tek reçetesi Kur’an’a hakkıyla tabi olmakla mümkündür. Hükümlerini hayatımıza hakim kılmadığımız sürece bu illetten kurtulmak mümkün görünmemekte.

            Maddi manevi hayatımızın her anına hamd, bu halimizi eyleme dönüştürmenin adı olan şükrü eda etmede cömert olmalıyız.

Bir kahvenin kırk yıl hatırı var da Allah’ın(c.c) hiç mi hatırı yok? Bir insanın bize yaptığı iyiliği her ortamda dillendirmekten zevk alıyorken acaba Allah’ın(c.c) bize ikramlarını neden dillendirmekten zevk almaz hale geldik.

Ölüm gelmeden kendimize gelme zamanı; şimdi.

Selam Allah’a(c.c) Hakkıyla hamd edenlere…

Selam Allah’ın(c.c) verdiklerine şükredebilenlere..

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın