Yıktığımız Değerlerimiz

  • Yazının Tarihi: 9 Nisan 2019
  • Yazar: Vehap ERdoğan
  • Bu yazı 199 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Evet, biz insan oğlu her geçen gün biraz daha değerlerimizi yıkıyor, tahrip ediyoruz. İnsan oğlu makam mevki görmeyi versin. Hemen vicdanından, merhametinden, kişiliğinden ödün vermeye başlıyor.
Elimize fırsat geçtiğinde en önemli değerlerimizi ayaklar altına alıp çiğneyebiliyoruz.
Bazı makam ve mevki sahibi insanları tenzih etmek ile birlikte, Belli bir yere gelip kademe atlayanlar hemen akraba, dost kayırmaya başlıyor.
Hâlbuki işi ehline vermek dururken (ki bu dinimizin gereği) Allah ve Peygamberini ağızlarından eksik etmeyenler, işin ehlini pasifize edip kendi yakınlarına torpil uygulayanların çoğalmasına şahit oluyoruz. İşsizlik oranlarının çift hanelere dayandığı günümüzde bu durum toplum psikolojisini fena halde ve olumsuz bir şekilde tetiklemektedir. Neredeyse her gün, kaza, kalp krizi ve ani ölüm haberlerini duymaktayız.
Kul hakkına giren, yolsuzluk yapıp rüşvet yiyen, haksızlık ve hukuksuzluk yapan kişiler, bunları yaparken hiç mi elini vicdanına koymuyor diye düşünmeden edemiyor insan.
Üç günlük dünyada insanlığa yakışacak düzeyde davranmak varken Sebepsizce insanların ekmeği ile uğraşmak ne kazandırıyor acaba.
Bölgemizde yaşanmış ve birinci ağızdan bana anlatılan bit yaşam hikayesini sizlerle paylaşmakta fayda var.
Bir kurumun başında iken kul hakkına bulaşmış, çok hassas bir birimde yolsuzluk yaptığı iddia edilen birinin hikayesine buyrun beraber şahit olalım.
Bu kurumun başında iken yaptığı yolsuzluk ve hukuksuzların kendisine kazandırmanın aksine neler kaybettirdiğini kısaca özetliyorum.
Memur maaşıyla kısa sürede bir çok daire ve birçok araç sahibi olan bu kişi emekliliğini isteyip sefasını sürmeyi düşünür.
Allah’ın adaleti ile yüzleşen bu kişi emekli emekli olduktan hemen sonra sefa yerine cefa ile karşı karşıya kalır. Sorunlar ile boğuşur ve başı dertten bir türlü kurtulamaz. Önce eşi onu terk eder, daha sonra kumar ve alkole başladığı iddia edilen bu şahıs elindeki daireler ve araçlardan da olur.
Kısa süre içinde sağlık sorunları başlayan bu şahıs birkaç organını kaybeder ve sadece gövdeden ibaret kalır.
Kısa süre sonra da hayata gözlerini yuman kişi, yaptıklarının cezasının sadece bir bölümünü bu dünyada çeker. Demem o ki bu ve bunun gibi daha bir çok hikâye var yaşanmış olan. İnsanların ekmeğiyle oynayıp yolsuzluk yapan kimsenin yanına kâr kalmıyor.
Allah ne bize ne de sevdiklerimize bu tür durumları nasip etmesin…

Bir Yorum Yazın