Bayramımız Bayram Olsun

  • Yazının Tarihi: 9 Ağustos 2019
  • Yazar: Vehap ERdoğan
  • Bu yazı 222 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bilindiği üzere Pazar günü Kurban bayramına kavuşmuş olacağız.
Kurban bayramının dinimizde ve geçmişimizde derin anlamları vardır.
Sözlükte “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelen kurban, dinî bir terim olarak, “ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, ya da bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir.
İnsanlarımız Kurban bayramının gerekliliklerinden bazılarını yerine getirmeye çalışıyorken maalesef bazılarını da eksik ya da yanlış yapıyor.
Yaklaşmak tabirinin karşılığı olarak Sabah Namazını kılarak Rabbimize yakınlaşmaya çalışıyoruz. Akrabalarımızı ziyaret ederek ellerini öpüyoruz. Var ise küs olduğumuz insanlar ile barışmaya çalışıyoruz. Bu güzel davranışlar insanoğlunun kalbini temizlerken içini de ferahlandırıyor. Bunun için bayramların güzel yönleri çoktur.
Kurban olayına gelince…
Maalesef o konuda eksiklerimiz ve yanlışlarımız bayağı fazla.
Kurban kesmeye karar verip bu kararımızı uygulamaya koymaya başladığımız ilk andan itibaren hayvancağıza eziyet ederek ilk yanlışı yapmaya başlıyoruz.
Zavallı hayvanı kamyonetin arkasına bağlayıp, boynunu koparırcasına sürüklüyoruz. Kurban edileceğimiz hayvana eziyet ederek güya sevap kazanacağız
Kurban edeceğimiz hayvan elimizden kaçtığında elimize sopalar alıp kovalıyoruz. Bazen kafasını yarıyoruz bazen de elimizdeki sopayla hayvanın neresine denk gelirse artık bir tarafını kırıyoruz.
Ne için?
Hayvanı kurban edip sevap kazanmak için.
Peki, sevap kazanmanın yolu, bir cana eziyet hatta onun da ötesinde zulüm etmek midir?
Sevap kazanmanın yolu, zulüm ederek Yüce Allah’ı gücendirmek midir?
Bu sözde insanlar bilmezler mi acı duyan bir candır, onun da sahibi onu yaratandır, bilmezler mi onu yaratan; elbette hakkını savunacak, soracak ve cezalandıracaktır.
Hayvana eziyet ederek ilk yanlış yapıldığına göre hayvanı kurban ettikten sonra tüm etleri derin dondurucuya koyup yıl boyunca afiyetle yemek de bir diğer yanlıştır.
Kurban demek fakir ile paylaşmak demektir.
Bilinmelidir ki kurban edilen hayvanın ne etleri nede kanı Allah’a ulaşmayacaktır.
Kurban bir ibadet şeklidir ve fakir ile zenginin dini gereklerini yerine getirerek bir nevi dünya üzerindeki dengenin sağlanması demektir.
Müslüman olan, Akıllı ve bulûğa ermiş olan, Mukim olmak, yani yolcu olmamak ve Belirli bir malî güce sahip olan herkes usulünce kurban kesebilir.
Hazreti İbrahim’in usulünce İsmail’i kurban etmek istediği gibi.
Yazıma Hazreti İbrahim ve oğlu İsmail’in hikayesi ile son verirken ‘Bayramımız Bayram Olsun’ diyorum.
Hz. İbrahim’in hiç çocuğu olmaz. Yaşı 86’ya ulaşmış bu büyük peygamber davasını ve ailesini devam ettirecek temiz bir evlat arzu eder. Allah’tan ister. Ve o arada da “bana bir evlat verirsen O’nu kurban ederim” der. Yüce Rabbimiz, Hacer validemizden Hz.
İbrahim’e bir erkek çocuk nasip eder. Bu çocuğa da İsmail ismi verilir.
Nihayet çocuk 7 yaşına gelince Hz. İbrahim bir rüya görür. Rüyada kendisine evladını kurban etmekle ilgili adak hatırlatılır. Peygamberlerin rüyaları da vahyin bir türüdür. Yani rüyaları onları bağlar.
Hz. İbrahim çaresiz bir şekilde oturduğu Şam’dan Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in yaşadığı Mekke’ye gelir. Niyeti evladını kurban etmektir. Ne kadar zor, ne kadar çetin bir hal. Peygamberlerin imtihanı da işte büyük olurmuş!
Odun kesmeye gidercesine
Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail’e bıçak ve ip almasını söyler. Görüntüde odun kesmeye gidiyorlar. Evden uzaklaşırlar. O esnada şeytan Hz. Hacer’e, Hz. İbrahim’e ve Hz. İsmail’e görünür. Hacer’e, “kocan oğlunu kesecek” der. Hz. İbrahim’e “insan oğlunu keser mi” der. Hz. İsmail’e; “baban seni kesmeye götürüyor” der.
Her üçü de şeytanı kovalar ve “Allah’ın hükmüne razı olduk” der.
Oğlum! Bak ne diyorsun
Ben rüyamda seni kurban ediyor görüyorum. Bak bakalım, ne diyorsun bu işe. Bana teslim olacak mısın?”
Hz. İsmail tam bir tevekkül ve teslimiyetle şöyle cevap verir: “Babacığım! Emrolunduğunu yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.
İkisi de Allah’a teslim oldular
Hz. İbrahim oğlu İsmail’i alnı üstü yatırır. Kurban edecektir. İç âlemi elbette buruktur, mustariptir ama karara boyun eğmektedir.
Hz. İbrahim bıçağı çalacaktır ince et parçasına ama Rabbim bıçaktan kesebilme kudretini kaldırmıştır. Bıçak bir pamuk yumağı gibi boyundan geçer.
Hz. İbrahim kendinden geçer, Hz. İsmail kendinden geçer. Bıçak kendinden geçer.
Kuran-ı Kerim büyük bir kurbanın (kurbanlığın) Hz. İbrahim’e verildiğini haber veriyor.
Kurban Bayramı’nda kurban vacip veya müekked (güçlü) sünnet kabul edilmiştir. Usulüne uygun hayvanlara eziyet etmeden, Kurbanı kesmek her Müslüman için bir ibadettir. Bunu ihmal etmemek lazım.Rabbim kurbanlarınızı makbul etsin niyetinizi Allah için eylesin. Zira kesilen kurbanın eti ve kanı değil ancak takva dolu niyetleriniz Yüce Allah’a çıkar.

Bir Yorum Yazın