AK Parti Fark Atacak

  • Haberin Tarihi: 25 Ağustos 2015
  • Bu haber 781 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Demokratik düzende idari yapı farklı erklerden oluşsa da en yüksek paye parlamentonundur. Diğer kurumlar, Meclisin çıkardığı yasalar çerçevesinde hareket etmekle yükümlü iken, Meclis üyelerinin dokunulmazlığı vardır.

Şimdiye kadar hoş güzel de, seçim sonucu Meclise gönderilen mebuslar acaba bu sorumluluğun altında kalkacak kapasiteye sahip midirler? Müspet bir cevap vermek hali zor.

7 Haziran sonrasında dört parti meclise gitti, daha ilk günde MHP ve HDP oluşan koalisyonda biz yokuz dediler, AK Parti ve CHP bir umut uyandıracak kadar koalisyon müzakeresi yaptılar, 45 günlük sürenin bitimine 5 kala koalisyonun oluşmaması neticesinde Başbakan Ahmet Davutoğlu görevi iade etti.

Bundan sonra 3-5 günlüğüne de olsa normalde CHP’ye görev sırası gelmişti, ama bu kısa sürede partilerin vekil dağılımı bir koalisyona yetmediği için Cumhurbaşkanı bu görevi CHP’ye vermedi.

Keşke CHP lideri deseydi ki, “Arkadaşlar Cumhurbaşkanı bu görevi verse de ben almam, çünkü HMP kesinlikle yokum diyor, CHP + HDP vekilleri toplamı bir koalisyonun oluşmasına el vermiyor, bu saatten sonra bana görev verilse de pratikte karşılığı yoktur” diyebilseydi.

CHP yine bir nebze Koalisyon görüşmelerinde bulunduğu için bir derece tabanına kendini anlatabilecek, ama HDP, bir ara savaş blokundan yana açıklamalar yaparak, KCK’nin savaş tavrının arkasında duran bir görüntü verince görüldüğü kadarıyla toplumun ezberini bozdu. Yaptığı işin doğru olmadığı, kendisi bizzat “bu kirli bir savaştır” dedi daha sonra “PKK amasız, şartsız silah bırakmalıdır” dedi. Tabi iyi mi yaptı dersen, “evet, iyi yaptı derim” ama olayların bu merhalelere gelmesine keşke baştan beri karşı durabilseydi.

Bir aydır 100’ün üstünde insanımız öldü, milyar dolarlarla ekonomik zararımız oldu. Bütün bunlara ne gerek vardı, insanım diyen bir vatandaş ülkesinin bu ‘kara’yı bağlamasına meydan verir mi?

Daha ilk günden beri HDP’ye dönük üç yazı yazdım, HDP’den 20 kişi ayrılıp hükümete destek versinler, ama bu ara 8-10 maddelik çözüm sürecine dönük maddeleri de koalisyon ortaklarının önüne koymaları şartıyla tabi, ama maalesef bir başarı elde edemedik.

“Devlet Bahçeliye Sesleniyorum” başlığıyla bir yazı yazdım, şu,şu hassasiyetlerle AK Parti+MHP Koalisyonu kurulsun, tarihe altın harflerle not bırakın diye oradan da bir şey çıkmadı.

Yani kısacası kanaatim o ki, eğer bir kapasitesi varsa, AK parti kendini halka anlatabilse bu sefer tek başına iktidardır, CHP’nin HDP’ye kayan oyları büyük oranda geri gelecek, HDP eğer baraj düşmezse büyük ihtimalle barajın altında kalacak, benim acizane bakış açım budur.

Olan hakla oldu, insanlarımız öldü, nice nice ocaklara ateş düştü, bu 4-5 aylık sürede ülkenin lehine bir şey yapılmadı, ayrıca bir seçim beşyüz tirilyon lira demektir. Bunun müsebbibi başta MHP, ikinci sırada hükümetten 20 vekil esirgeyen HDP’dir.

Bakın kurulacak seçim hükümetiyle barış sürecine bir katkı verip TBMM’den gerekli yasaları çıkararak kendini halka af ettirme fırsatı bir daha elinizin altındadır. Gelin keyfi davranmayı bırakarak, bağrınıza taş basıp, bu dar günde elele vermenin zamanıdır, öyle ki düşman kıskansın.

Kanaatim budur, ister katılın ister katılmayın, tercih sizindir.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın