Allah’a Ne Söz Vermiştik?

  • Yazının Tarihi: 15 Nisan 2015
  • Yazar: Muhammed Gül
  • Bu yazı 1024 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bizi yaratan Yüce Mevlamıza sonsuz hamd ve şükürlerimizi sunuyoruz. Sevgili okurlarım yeni bir yazımızda tekrar sizlerle birlikteyiz. Bu yazımızda Kalu Bela günü Rabbimizle yaptığımız konuşmalar sonucunda hangi sözler (yemin,misak,ahd) verdiğimizi aktaracağız. Ve günümüzde bu sözleri nasıl yerine getireceğimizden sözedeceğiz.

Evvela şunu hatırlatmak isterim ki Allahû Tealâ yaratmış olduğu tüm mahluklar arasında en çok biz insanları sevmektedir. Bunun sebebini de bize üfürmüş olduğu ruha bağlamıştır ( secde-9, Sad-72). Rabbimiz ezelde ( dünyaya gelmeden önce) tüm insanları kendi huzurunda toplamış ve onlarla konuşmuştur.

7 / A’RAF – 172

Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne).

Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

 

İstisnasız herkesin “Evet, Sen bizim Rabbimizsin” dediğini görüyoruz. Peki, sonra neler oldu? Sonrasını da Maide Suresi 7.ayetinden öğrenelim.

5 / MAİDE – 7

Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).

Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakını hatırlayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun, muhakkak ki O, göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

Gördük ki bizlerden yerine getirmemiz gereken sözler alındı. Yemin, misak ve ahd adı altında üç farklı söz verdiğimizi Rabbimiz beyan ediyor Kur’an-ı Kerim’de. Vücutlarımızın Allah’a verdiği sözleri şöyle sıralayabiliriz:

1.Ruhumuzu dünyadayken Allah’a ulaştıracağımıza dair Misak verdik( Rad-20-21)

2.Fizik vücudumuzu ( vech) Allah’a teslim edeceğimize dair Ahd verdik ( Yasin-60-61)

3.Nefsimizi ıslah edip Allah’a teslim edeceğimize dair Yemin verdik ( Müddesir-38-39-40)

Bunların dışında da irademizi Allah’a teslim edeceğimize dair de Misak verdik. Tüm bu sözleri Allah’ın huzurunda verdik. Ve işittiğimizi, itaat edeceğimizi de söyledik( Maide-7).

Şimdi ise Rabbimize verdiğimiz sözleri yerine getirme zamanıdır sevgili kardeşlerim. Ölüm gelmeden önce mutlaka Allah’a ruhumuzu ulaştırmayı dilememiz gerekmektedir. Hidayetin başlangıç noktası Allah’a yönelmektir ( Rad-27, Şura-13). Yani Allah’a ermeyi, O’na dönmeyi, inanarak talep etmektir. Ancak Allah’a ulaşacağına inanan kişi ulaşabilir (Hud-29). Rabbimize ulaşacak olan şey O’ndan gelen şeydir (ruh). Netice itibariyle kim olursa olsun öldüğü zaman ruhu Allah’a, Sahibine teslim edilecektir(Secde-11). Önemli olan ölmeden önce teslim olacağına inanmak ve bunu istemektir Allahû  Tealâ’dan. Allah, kalbin inanıp istediği şeyi gerçekleştirir.

Sevgili kardeşlerim, ruh, fizik vücut(vech), nefs ve irade birer emanettir. Bu emanetlerin saihibi Allahû Tealâ’dır. Ve rabbimiz emanetlerin kendisine teslimini emretmektedir ( Nisa-58). Bu teslimin ölmeden önce olması gerektiğini de ifade etmektedir( Zümer-54). Her kim dünya hayatındayken ruhu Allah’a ulaşırsa “ermiş evliya” olur. Allah’a ermiş, ulaşmış bir dost olur. Yani kişinin kendisi dünyada ama ruhu Allah’a ulaşmış bir veli. Başka bir ifadeyle ölmeden önce ölmüştür(ruhu Allah’a ulaşmıştır). Çünkü ölümle birlikte ruh Allah’a ulaşır ama bu kişi dünyadayken, ruhu Allah’a ulaşmıştır. Kişinin ruhu Allah’a ulaşırsa birinci emanetini teslim etmiş olur ve böylece Allah’a verdiği sözü de (misak) yerine getirmiş olur. Daha sonra diğer emanetlerini de Allah’ın yardımıyla sırasıyla teslim edecektir gayret ederse.

Bunlar çok önemli konulardır sevgili kardeşlerim, çünkü dünya ve ahiret mutluluğumuz bunlara bağlı. Allah’a verdiği sözleri yerine getirmeye niyetlenenler Allah’ın yoluna adım atar ve huzuru yaşamaya başlarlar. Allah’ın yolunun dışında bir yerde mutluluğu arayanlar bulamamışlardır. Arayacak olanlar bulamayacaklardır. O halde tüm samimi duygularımızla Rabbimize teslim olmak için bir niyetin sahibi olalım. ALLAH’A TESLİM OLMAYI talep edelim. Ki O da bizlere vaad etmiş olduğu dünya ve ahiret mutluluğunu yaşatsın. Her şey sevgiyle başlar. Rabbimizi ne kadar seviyoruz? O’na ulaşmayı isteyecek kadar seviyorsak gerisi mutlaka O’nun yardımlarıyla gelecektir. Allah’ı istemekten daha güzel bir şey olabilir mi sevgili kardeşlerim. O’na dost olmak, O’nun sevgisini her an kalbimizde hissetmek istemez miyiz? Bunun için bir dileğiniz yeterli başlangıç için. Ruhunuzu Sahibine ulaştırmayı isteyin canı gönülden.

Bir daha ki yazımızda buluşmak üzere.Sizi, sizi en çok sevene emanet ediyorum, Allah ile kalın mutlu kalın.

Bizi yaratan Yüce Mevlamıza sonsuz hamd ve şükürlerimizi sunuyoruz. Sevgili okurlarım yeni bir yazımızda tekrar sizlerle birlikteyiz. Bu yazımızda Kalu Bela günü Rabbimizle yaptığımız konuşmalar sonucunda hangi sözler (yemin,misak,ahd) verdiğimizi aktaracağız. Ve günümüzde bu sözleri nasıl yerine getireceğimizden sözedeceğiz.

Evvela şunu hatırlatmak isterim ki Allahû Tealâ yaratmış olduğu tüm mahluklar arasında en çok biz insanları sevmektedir. Bunun sebebini de bize üfürmüş olduğu ruha bağlamıştır ( secde-9, Sad-72). Rabbimiz ezelde ( dünyaya gelmeden önce) tüm insanları kendi huzurunda toplamış ve onlarla konuşmuştur.

7 / A’RAF – 172

Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne).

Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

 

İstisnasız herkesin “Evet, Sen bizim Rabbimizsin” dediğini görüyoruz. Peki, sonra neler oldu? Sonrasını da Maide Suresi 7.ayetinden öğrenelim.

5 / MAİDE – 7

Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).

Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakını hatırlayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun, muhakkak ki O, göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

Gördük ki bizlerden yerine getirmemiz gereken sözler alındı. Yemin, misak ve ahd adı altında üç farklı söz verdiğimizi Rabbimiz beyan ediyor Kur’an-ı Kerim’de. Vücutlarımızın Allah’a verdiği sözleri şöyle sıralayabiliriz:

1.Ruhumuzu dünyadayken Allah’a ulaştıracağımıza dair Misak verdik( Rad-20-21)

2.Fizik vücudumuzu ( vech) Allah’a teslim edeceğimize dair Ahd verdik ( Yasin-60-61)

3.Nefsimizi ıslah edip Allah’a teslim edeceğimize dair Yemin verdik ( Müddesir-38-39-40)

Bunların dışında da irademizi Allah’a teslim edeceğimize dair de Misak verdik. Tüm bu sözleri Allah’ın huzurunda verdik. Ve işittiğimizi, itaat edeceğimizi de söyledik( Maide-7).

Şimdi ise Rabbimize verdiğimiz sözleri yerine getirme zamanıdır sevgili kardeşlerim. Ölüm gelmeden önce mutlaka Allah’a ruhumuzu ulaştırmayı dilememiz gerekmektedir. Hidayetin başlangıç noktası Allah’a yönelmektir ( Rad-27, Şura-13). Yani Allah’a ermeyi, O’na dönmeyi, inanarak talep etmektir. Ancak Allah’a ulaşacağına inanan kişi ulaşabilir (Hud-29). Rabbimize ulaşacak olan şey O’ndan gelen şeydir (ruh). Netice itibariyle kim olursa olsun öldüğü zaman ruhu Allah’a, Sahibine teslim edilecektir(Secde-11). Önemli olan ölmeden önce teslim olacağına inanmak ve bunu istemektir Allahû  Tealâ’dan. Allah, kalbin inanıp istediği şeyi gerçekleştirir.

Sevgili kardeşlerim, ruh, fizik vücut(vech), nefs ve irade birer emanettir. Bu emanetlerin saihibi Allahû Tealâ’dır. Ve rabbimiz emanetlerin kendisine teslimini emretmektedir ( Nisa-58). Bu teslimin ölmeden önce olması gerektiğini de ifade etmektedir( Zümer-54). Her kim dünya hayatındayken ruhu Allah’a ulaşırsa “ermiş evliya” olur. Allah’a ermiş, ulaşmış bir dost olur. Yani kişinin kendisi dünyada ama ruhu Allah’a ulaşmış bir veli. Başka bir ifadeyle ölmeden önce ölmüştür(ruhu Allah’a ulaşmıştır). Çünkü ölümle birlikte ruh Allah’a ulaşır ama bu kişi dünyadayken, ruhu Allah’a ulaşmıştır. Kişinin ruhu Allah’a ulaşırsa birinci emanetini teslim etmiş olur ve böylece Allah’a verdiği sözü de (misak) yerine getirmiş olur. Daha sonra diğer emanetlerini de Allah’ın yardımıyla sırasıyla teslim edecektir gayret ederse.

Bunlar çok önemli konulardır sevgili kardeşlerim, çünkü dünya ve ahiret mutluluğumuz bunlara bağlı. Allah’a verdiği sözleri yerine getirmeye niyetlenenler Allah’ın yoluna adım atar ve huzuru yaşamaya başlarlar. Allah’ın yolunun dışında bir yerde mutluluğu arayanlar bulamamışlardır. Arayacak olanlar bulamayacaklardır. O halde tüm samimi duygularımızla Rabbimize teslim olmak için bir niyetin sahibi olalım. ALLAH’A TESLİM OLMAYI talep edelim. Ki O da bizlere vaad etmiş olduğu dünya ve ahiret mutluluğunu yaşatsın. Her şey sevgiyle başlar. Rabbimizi ne kadar seviyoruz? O’na ulaşmayı isteyecek kadar seviyorsak gerisi mutlaka O’nun yardımlarıyla gelecektir. Allah’ı istemekten daha güzel bir şey olabilir mi sevgili kardeşlerim. O’na dost olmak, O’nun sevgisini her an kalbimizde hissetmek istemez miyiz? Bunun için bir dileğiniz yeterli başlangıç için. Ruhunuzu Sahibine ulaştırmayı isteyin canı gönülden.

Bir daha ki yazımızda buluşmak üzere.Sizi, sizi en çok sevene emanet ediyorum, Allah ile kalın mutlu kalın.

Bir Yorum Yazın