Boş gezen ve kalfası – 2

  • Haberin Tarihi: 30 Temmuz 2020
  • Bu haber 8133 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Goran Bregovic’in “this is a film” adlı şarkısını dinlerken aldığım bir elektronik posta beni şaşırttı. Mardin Artuklu Üniversitesi “Akademik Yayın Performansında Yükselişte” başlıklı bir bülten dağıtmış. Hayırdır ne bayram ne seyran diye düşünürken geçen gün memurlar.net’te gözüme “2019 yılı devlet üniversiteleri yayın sıralaması” başlıklı bir haber çarpmıştı ama üniversiteye yazıktır tekrar eleştirmeyeyim diye görmezden geldim.

Ama demek ki yazık değilmiş. Gerçi “2019 yılı devlet üniversiteleri yayın sıralaması” haberini de pek kimse yapmadı ama olsun bir bakayım dedim neyin nesi, kimin fesi diye. Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı diye bir kurumun yayınladığı rapora göre 2019 yılında Artuklu Üniversitesi 116 Devlet Üniversitesi arasında 95’inci imiş ve 2020’ye göre de 123 Devlet Üniversitesi arasında 83’üncü imiş.

DÜS (Devlet Üniversiteleri ve Fakülteleri Sıralaması) adlı rapora baktım durum basit anlaşılır bir şeyi olabildiğince anlaşılmaz bir hale getiren bir sistemin eseri olduğunu fark ettim. Raporda Mardin Artuklu Üniversitesi adı toplam 5 yerde geçiyor. Bunlar sırasıyla;

1) Devlet Üniversiteleri Genel Sıralamasında 116 üniversite arasında 95.

2) 2006 Yılından Sonra Kurulan Devlet Üniversiteleri Sıralamasında 63 üniversite arasında 47.

3) Edebiyat / İnsan ve Toplum Bilimleri Fakülteleri Sıralamasında 25 üniversite arasında 20.

4) İlahiyat/İslami İlimler Fakülteleri Sıralamasında 45 üniversite arasında 27.

5) Turizm Fakülteleri/Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulları Sıralamasında 20 üniversite arasında 14.

Bu rapor iyi okunduğunda aslında üniversiteyi bir bütün olarak görmekten çok parça parça ele alıyor ve bu aslında fakültelerin başarısıyla üniversitenin başarısızlığı örtbas etmekten başka bir şey değil. Çünkü neye göre, nasıl diye insan önce bir sorar. Çünkü bana göre kendini alanında ispatlamış bir kurum böylesi kritik bir konuda bir rapor hazırlıyorsa metodolojiyi ayrıntılı ve objektif olarak ortaya koymalı. Bu yüzden bana göre aslında Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı URAP’ın ya da uluslararası başka raporlama şirketlerinden istedikleri puanı alamayanlara alternatif olumlu sonuçlar sunuyor. Kısacası bu şirketler 2+2’nin dört olmaması için alternatifler sunar.

Bu konuda uzman bir isim olan Walter Krämer’in “So lügt man mit Statistik” adlı kitabında böl ve yönet diye bir bölüm var. Burada hakikati değiştirmeden algının nasıl değiştirilebileceği anlatılıyor. Aynı rapordaki gibi. Size bir hikaye anlatayım. Bir gün Reagen ile Gorbaçov kim en hızlı koşar yarışı yapmışlar. İkisi de koşmuş. Fıkra bu ya Reagen kazanmış. Hemen Washington Post basmış haberi ve Reagen’in birinci olduğunu yazmış. Pravda da bunun altında kalmamış ve o da haberi basmış. Ama Gorbaçov’un en iyi ikinci olurken ve Reagen’in de sondan ikinci olduğunu yazmış. İkisi de doğru haber. Ama Pravda’nın haberi daha zekice.

İşte bu yüzden bunları düşünürken aklıma bu haberin niçin bula bula Web of Science’nin raporundan hemen sonra yayınlandığı sorusu geldi. İşte o anda “Arşimed’in Evreka” deyişi gibi ben de buldum. Meğerse üniversitenin bülteninin amacı Web of Science’in raporunu gizlemek, örtbas etmek veya bastırmak içindi. Bu kadar basit.  

Zira YÖK’ün https://istatistik.yok.gov.tr adlı sitesine girdim ve Artuklu Üniversitesinin 2019 yılına Öğretim Elemanı İstatistiklerine baktım. Ne muazzam. Diyeceksin niye? Çünkü 2019 yılına göre okulun;

Profesör sayısı 20, Doçent sayısı 36, Doktor Öğretim Üyesi 168, Öğretim Görevlisi 155, Araştırma Görevlisi 152 yani Toplam Hoca sayısı 531. Az bilim üreten bir okul için ne muazzam bir sayı. Ve bu sayıya istinaden Web of Science adlı sitenin Türkiye Üniversitelerinin yayın indexi raporunu gördüm ve üzüldüm.

Bu rapora göre şimdi her bir hoca bir makale yazarsa okulun makale indexi 1,00 eder. Ama gel gelelim durum böyle değil. 2019 verilerine göre 108 adet devlet üniversitesi genel yayın sıralamasında Artuklu Üniversitesi 107’nci oldu. Güzel bir sayı, ne de olsa sonuncu olmak da vardı. Toplam 531 öğretim elamanının 69 adet indexli yayını çıkmış. Yanı toplam öğretim elemanının başına düşen yayın sayısı 0.129’dan 0,13. Kısacası 531 öğretim elemanından yalnızca 69 makale çıkmış. Geriye kalan çıkması gereken 462 makale nerede? Evet Sayın Rektörüm bu 531 hocadan 69 makale çıkıyorsa geriye kalanlar ne iş yapıyorlar ve niye yazmıyorlar ve niye üretmiyorlar? Yani onlar için makale üretme zorunluluğu mu yok? Şimdi sakın üretilen bilginin lokal veya ancak ulusal olduğunu bu yüzden uluslararası endexlerde gözükmediğini söylemeyin buna pek inanmam.

Evet itirazlarınızı duyuyor gibiyim. Her üniversitenin geçmişinin farklı olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim. Bu yüzden 2006, 2007 ve 2008 yıllarında kurulan üniversitelerin yayın sıralamasına baktığımda yine Allah’a Şükür sonuncuyuz.

Haydi diyelim Güneydoğu Anadolu’daki Üniversitelerin arasındaki sıralamaya bakacak olursak durum yine içler acısı. Güneydoğu’daki 9 üniversitenin arasında yine her zamanki gibi sonuncuyuz.

Yine şaşırmadım, üniversitem beni şaşırtamadı. Hatırlıyorum da Terentius’un bir sözü vardı “homo sum humani nihil a me alienum puto” yani insanım, insani olan hiç bir şey beni şaşırtmaz. Buna rağmen hala bu okulun bir gün üniversite olabilecek kadar başarılı olmasını ve beni şaşırtmasını temenni ediyorum ve umarım “Boş gezen ve kalfası – 3” adlı bir devam yazısı daha yazmam.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın