Devrin İmamı Kimdir?

  • Yazının Tarihi: 11 Kasım 2015
  • Yazar: Muhammed Gül
  • Bu yazı 1192 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Allahû Tealâ’nın irşada memur ve mezun kıldığı kişi sırasıyla ruhunu, fizik vücudunu, nefsini ve iradesini de Allah’a teslim etmiştir. Ulûl’elbab makamındaki, kişiye yerlerin melekûtu gösterilmiş, sonra sırasıyla önce ihlâs makamına ulaşmıştır. Göklerin melekûtunun gösterilmesiyle salâh makamına ulaşmıştır.
Salâh makamının;
1. kademesinde, günahları örtülmuş,
2. kademesinde, Allahû Tealâ kendisine salâh nurunu vermiştir.
3. kademesinde, günahları sevaba çevrilmiştir.
4. kademesinde iradesini Allah teslim etmiştir.
5. kademesinde ise Allahû Tealâ o kişiye kalb gözüyle Zat’ını gösterdikten sonra “İrşada memur ve mezun kılındın” cümlesiyle onu irşada memur ve mezun kılmıştır.
6. kademesinde kavim resûlleri vardır.

Salâh makamının 6. kademesinde doğuştan seçilen resûller vardır. Devrin imamı her devirde yaşayan kavim resûlleri arasından Âli İmrân 179’a göre seçilir:

3 / ÂLİ İMRÂN – 179: Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alel gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulih(rusulihî), ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun).”
Allah, habis olanı (kötüyü), temiz olandan (mü’min olanı, mü’min gözükenden) ayırıncaya kadar mü’minleri, sizin bulunduğunuz hâl üzere (mü’min olanla mü’min gözükenin bir arada olduğu bir durumda) terk edecek değildir. Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah’a ve O’nun resûllerine îmân edin. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için “Büyük Ecir” vardır.

Salâh makamının 7. kademesinde kavim resûlleri arasından seçilen Allah’ın tasarrufuna aldığı Devrin İmamı vardır.

Tasarrufta olan Devrin İmamının Allah ile konuşması ve Allah’ı görmesi Kur’ânı bir bütün olarak yaşamanın bir mükâfatıdır. Sadece devrin imamı değil 7 safha ve 4 teslimi yaşayan tüm Allah dostları, Allah ile konuşmuş ve Allah’ı görmüştür.

  • Eşref Rûmi Hazretleri:
    “Ol dost sultandır, ben Ona kul / Her dem yeni yeni nüzul”
    (Her an Allahû Tealâ’dan inen, nüzul eden yeni şeyler)
    “Andandır bu cümle usul”
    (Ondandır her bahsimiz)

Görülüyor ki, Allahû Tealâ her an söylediklerini bu büyük velîye işittiriyor ve bu usul ile Eşref Rûmi Hazretleri, “Divan” ını vücuda getiriyor. Yani Divan’ın esası, hep Allah’dan nüzul eden, indirilen sözlerdir.
•  Yunus Emre:
“Çalaptır söylettirir / Yunus bilmez kendi hâl
Düşmüş idik Hak kaldırdı, birliğini bize bildirdi.”
(Allah bize söylettiriyor, Allah bize birliğini bildirdi diyor.

  • Ahmet Yesevî Hazretleri:
    “Garip, fakir, yetimleri kıl sen şamdan / Parçalayıp azîz canın eyle kurban
    Yiyecek bulsan cemîl ile kıl sen ihsan / Hak’tan işitip bu sözleri dedim işte.”
    (Bunların hepsini Allah’dan işittiğini söylüyor Ahmet Yesevî Hazretleri.)

Demek ki Allah’ın sözlerini işitmek, Allah’dan emir almak sadece peygamberlere has bir olgu değildir. Allah’ın velîleri de böyle söylüyor. Kur’ân-ı Kerim de böyle söylüyor. Secde Suresi 24. âyette Allahû Tealâ, Allah’dan emir alan ve bu emirle insanları hidayete erdiren imamlardan söz ediyor:
“Onlardan, insanlardan imamlar kıldık, emrimizle (Allah’dan alacağı emirlerle) insanları hidayete erdirsinler diye, sabrın sahibi olmalarından ve âyetlerimize yakîn hasıl etmelerinden dolayı.”

İşte mürşid o kişidir ki bu kademelerinin hepsini geçmiştir, daimî zikrin sahibidir, daha ötesi olan tesbihin sahibidir. Kendi iradesi varken o kişi kendi iradesiyle zikrederek daimî zikre ulaşmıştı. Ama bu kişi iradesini Allah’a teslim ettiği zaman artık kendi iradesi söz konusu değil. Bu sebeple Küllî irade o kişiyi kendi iradesi altına alır. Ve Küllî iradenin devreye girmesiyle birlikte o kişinin artık kendi iradesi yoktur.

Küllî irade Allah’ın iradesi değildir, Küllî irade Sünnetullah’tır. Öyleyse sizi kontrolü altına alan Küllî irade ne yapmanız lâzımgelirse onu birer, birer devamlı olarak size emretmek suretiyle neticeye götürür. Sizin için Allah’ın emirlerini Küllî irade yerine getirir artık. O sizin iradeniz değildir. Bu sebeple bu noktadan sonra yaptığınız şey kendi iradenizle olmayacağı için zikir olamaz, artık tesbihtesiniz.

Bunun için tesbih önemli bir aşamadır. Tesbihin sahibi olan kişi mutlak olarak irşad makamının sahibidir. İşte mürşid nefsinin kalbi 19 mertebe müzeyyen olan birisidir. Dört teslimi gerçekleştiren kişinin Allahû Tealâ tarafından “irşada memur ve mezun kılındın” cümlesiyle velî mürşid olarak tayin edilmesidir.

Allah’ın tayin ettiği mürşidler dışında hiç kimse Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de tarif ettiği mürşid hüviyetine giremez. Hasbelkader insanlar kendilerini irşad kademelerinde bulabilirler, mürşid olarak başa geçerler, vazife görürler ama hiçbir emri de Allahû Tealâ’dan alamazlar. Allah’ın irşad makamına tayin ettiği kişinin özellikleri bunlardır. Her devirde, irşad makamına tayin edilenlerin en üstünde devrin imamı vardır.

Sizler de bu dönemdeki Devrin İmamı’nın kim olduğunu merak ediyorsanız, dilemeniz halinde, 4 rekatlık bir hacet namazı kılarak bu kişinin kim olduğunu Allah’tan sorabilirsiniz. Bakara Suresinin 45-46. âyeti kerimeleri gereğince huşû sahibi kişiler, bu namazı kılarak cevabı Allah’tan alabilirler.

Hacet namazının, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece kılınması asıldır. Ama bütün gecelerde de kılınabilir. Gece saat 12’den sonra kılınır. Önce boy abdesti alınır, sonra Hacet Namazına niyet edilir.

  1. Rekât: Subhâneke + Fatiha + 3 (defa) Âyetel Kursi
    2. Rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nâs Sureleri
    Oturuş: Et tahiyyâtu
    3. Rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nâs Sureleri
    4. Rekât: Fatiha + İhlâs + Felâk + Nâs Sureleri okunur.
    Oturuş: Et tahiyyâtu + Allâhumme Salli + Allâhumme Barik + Rabbenâ

Namaz tamamlandıktan sonra Allah’dan hacet neyse, o istenir. Bu namazdan sonra hiç konuşmadan yatmak gerekir. Yatarken kıbleyi sağa alacak şekilde yatak kurulur. Vücudun ön cephesi kıbleye çevrilerek yanüstü yatılır. Yanüstü yatıldığı için sağ kulak yastığa gelecektir. Baş biraz sağa sola oynatılarak kulakta kalp atışlarının, basınç sebebiyle rahatça duyulacağı bir pozisyona gelinir. Ve kalbin her çift atışında “Allah, Allah” diyerek kişi Allah’ı zikri hafî ile (yani sessiz olarak içinden) zikredecektir. (Zikre başlamadan evvel 3 Âyetel Kursi okunur.)

Allah ile kalın, mutlu kalın.

 

Bir Yorum Yazın