Dünyevileşme…

  • Haberin Tarihi: 22 Ekim 2015
  • Bu haber 762 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

“İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır. Ali İmran/14
Çağımızın en büyük imtihanı; ölmeyecekmiş gibi hareket edişimizdir. Bu dünyaya dair yapıp ettiklerimizin hesabını vereceğimiz bilincini o kadar körelttiler ki her yaptığımız mubah görünmekte. Neye sahip olmak istiyorsanız yollar! Hepsi mubah nasılsa herkes böyle yapıyor ya… sen de yap ne olacak?
İki dünyalı bir ilahi dine mensup olandır Müslüman. Tek dünyalı bir hayatın olmadığı bilincinde olandır Müslüman. Canının her çektiğini yapamayandır Müslüman. Herşeyin bir hesabı olduğunu bilendir Müslüman. Bu hayatın geçici olduğunu bilendir Müslüman. Asıl hayatın ahiret hayatı olduğunu bilendir Müslüman. Ölmeyecek gibi hareket etmeyendir Müslüman. Hem kendi dünyası hem başkalarının dünyasına ışık tutabilendir Müslüman.
Bu dünyaya ait ne varsa sadece geçici bir barınma için Allah(c.c) tarafından insanların hizmetine verilmiştir. İnsan; eşyanın, tabiatın efendisidir. Onlara hakim olduğu sürece efendi, hakimiyetini kaybettiğinde de köle olur. Verdiklerimizin sahibiyiz, veremediklerimizin değil.
Her bir insanın imtihanı farklıdır. Ama istisnasız herkes bir şeyle imtihan edilmektedir. Sadece imtihanın zamanı, ismi değişik başka hiçbir fark yok ve olamazda. Çünkü Allah (c.c) adildir.
Başımıza ne geldiyse dünya sevdasından geldi. Dünyevileştikçe ahlaki değerlerimizi yitirdir. İçimizdeki sevgi sönmeye yüz tuttu. Dostluklarımız yara aldı. Kimsenin kimseye saygınlığı kalmadı. Takva ehlinden değil, mal çokluğuyla övünenler ile beraber görünmeye gayret ediyoruz. Başkasının varda benim niye yok hasedine kapıldık. Olsun nasıl olursa olsun önemli değil! Sonuçta ihtiyaç! Deyip olmadık yollara baş vurduk. Ne kredi dinledik ne rüşvet ne hak hukuk.
Sonsuz nimetleri fani nimetlere kurban ettik. Kendimizi heder ettik. İtibarlaştık, gücümüz, haysiyetimiz yerlerde süründü. Neden? Çünkü tutunduklarımız Allah’ın (c.c) istemediği şeylerdi de ondan. İçinde bulunduğumuz günü heba ettik, yarınımız meçhul… olmadık kişilerin arkasından dolandık durduk. Her sakallıyı adamdan her camiye gideni namaz kılandan saydık. Oysaki bizler Peygamber Efendimizi (s.a.s) örnek alacağımıza başka adreslerde önderimizi aradık.
Allah (c.c) sözünde durandır. Yeterki bizler O’nu Allah (c.c) olarak kabul edelim.(iman edelim)
Hz. Ali(r.a) ne güzel söylemiş:
“cenneti istiyorsanız dünya zevklerinden vazgeçmeniz lazım”
Selam ve dua ile…

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın