Eleştiri Üzerine

  • Yazının Tarihi: 7 Haziran 2020
  • Yazar: Abdulkadir Demircan
  • Bu yazı 718 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

“İnsanın eti yenmez, derisi giyilmez. Tatlı dilinden başka nesi var?” atasözünü pek azınız duymuştur. Ben de bu yazı konusu vesilesiyle yeni karşılaştım doğrusu. Gerçekten güzel özetlemiş insanı ve insan olarak ne yapmamız gerektiğini.

    Diğer canlılardan farklı olarak bütünüyle içgüdüsel davranış mecburiyeti olmayan, aynı olay karşısında binlerce farklı davranış koyabilen canlılarız. Yine diğer canlılardan çok daha farklı olarak yaşadığımız çevreyi çok derinden ve kapsamlı bir şekilde değiştirebilen varlıklarız. Bizler çevremizi ve bununla beraber yaşam koşullarımızı değiştirirken; düşüncelerimiz, duygularımız, bütün algılarımız da değişir. Kimimizde bu çok hızlı ve büyük oranlarda gerçekleşirken, kimimiz de ise bu değişim daha yavaş derecelerde ve büyüklükte olabilir. Bu arada düşünce dediğimiz şey, çevremizi ve şartlarımızı değiştirme çabamız sonunda mı ortaya çıkar, yoksa bizi bu değişimlere iten güç olarak öncesinde mi çıkar bilemiyorum.

    İnsanın değiştirme, yenileme, yeni bir şey ortaya koyma çabasının temelinde “eleştirel düşünce” vardır, dersem yanlış bir şey söylemiş olmayacağımı düşünüyorum. İnsan bir işin yapıldığı araç ve gereçlerin yetersiz olduğuna ya da işin bitme hızını yavaşlattığına kanaat getirdiğinde, o araç ve gereçlere karşı bir eleştiri yapmış olur. Ondan sonra da yetenek ve imkanları ölçüsünde bunları değiştirmek ya da tamamen yenilerini üretmek gibi bir yol izler. Ama eğer yapılan iş için kullanılan araç-gereçler işi zor kılıyor, işi yavaşlatıyor diye işi tamamen ortadan kaldırmaya kalksak bu eleştiri değil yıkmak, yok etmek olur.Sözgelimi eskiden yolculuklar çok daha uzun ve çok daha meşakkatli geçerdi. Ayakla başlayan bu yolculuk serüveni, binek hayvanlarla, daha sonra bu hayvanların koşulduğu arabalarla yapılmaktan geliştirile, geliştirile bugünkü çok daha hızlı ve daha kolay bir hale dönüştü. Yoksa insanlar en başta uzun ve meşakkatli geçiyor diye yolculuğun kendinden vazgeçmediler. Araçları değiştirerek o ihtiyacı daha çabuk ve daha kolay giderilir kıldılar. Herhangi bir olayı, durumu, görüşü, insanı tenkit etmenin, eleştirmenin amacı bu sayılan şeyleri yok etmeye çalışmaktan çok, bunları ıslah etme çabasını taşımalıdır. Eleştirideki amaç daha güzele ulaşma ya da ulaştırma arzusudur.

    Eleştiri eğer daha iyi ve daha güzeli amaçlıyorsa ki öyle olmalıdır, o zaman kullanılan eleştiri dilinin de buna göre ayarlanması gerekir. Zira eleştiri yapmak için insanın daha iyi ve daha güzele ulaşma-ulaştırma gibi bir derdinin olması lazım. Bu dert kişisel ve toplumsal olarak paralel bir istikamet üzerinde olmalıdır. Bu yüzden daha çok kişisel tatminlere yönelik, sloganik, tepkisel, hakaretamiz, acımasız, duygusuz çıkışlar ve patlamalar eleştiri sınıfına girmez. Bu çıkışlar özellikle günümüzde sosyal medyada karşımıza çıkan bir çeşit “kendini rahatlatma yöntemi” olarak çıkıyor. Ve bu minvaldeki çoğu çıkış zaten bilgiden yoksun ya tamamen anlık reflekslerle ya da tamamen ezberlenmiş kalıpların savunusu adına yapılıyor. Tabii sorsan bu dili kullanan çoğumuz, bunu yaparken eleştiri yaptığımızı iddia edebiliriz. Bu yöntem kolayı tercih edenlerin, derdi sadece ve sadece kendi olanların yöntemi olabilir ancak. Eğer bir insan gerçek bir fikre sahipse ve bununla ilgili bir derdi varsa bu yollara tevessül edemez. Bu yüzden ister tv ekranlarında ister sosyal medyada gördüğümüz çoğu çirkin diyaloglar tartışma veya eleştiri değildir. Bunlar olsa olsa çekişme, çatışma, inatlaşma, dövüşme olarak adlandırılabilir.

    Eğer bu hayattaki anlayışımızı yok etmek, kırmak, dökmek üzerine kurmamışsak ve hep birlikte güzeli bulup yaşama arzusundaysak, eleştiri bizim için çok büyük bir önem arz eder, etmeli. Bunun karşıdakiyle iletişim için ve daha iyiye ulaşma için en önemli silahımız olduğunu bilmeliyiz. Bunun için bu işi usulünce yapmalıyız. Eğer eleştiri yaparken tamamen karşıdakini alt etme, kırma, küçültme, ona üstün gelme gibi amaçlar güdersek ortaya çıkacak olan her şey olabilir ama asla eleştiri olamaz. Yaptığımız eleştiride bir derdimizin olduğu, temelde bir iyi niyetimizin olduğu ve karşıt ya da mevcut olanı fikri argümanlarla münazara etmeye hazır olduğumuzu ortaya koyabilmeliyiz ki bunun adına eleştiri densin. Ha hiç mi sert olmayacağız, hiç mi kızmayacağız derseniz, tabii ki kızacağız, bazen sertleşeceğiz. Ama her konuşmamızdan kızgınlık ve aşırı sertlik tonundan başka bir name gelmiyorsa o zaman bir sorunumuz var demektir. Burada her şeyden önce belirtilmesi gereken husus belki de şuydu: Hepimizin ölünceye dek yetecek kadar günahı, hatası, kusuru, yanlışı vardır. Ve hepimizin bir zamanlar hararetlice savunduğu çoğu şey gün gelir eleştirdiğimiz bir konu haline gelebilir. Bu duruma hem kendi özelimizde hem de geniş bir alanda çok sık şahit olabiliyoruz. Hal böyleyken bizim hiç günahsız, hiç hatasız, hiç kusursuzmuş gibi her şeyi en tepeden eleştirmeye kalkmamız çok insaflı bir şey olmaz. Bu yüzden kullanacağımız, kullandığımız dile çok dikkat etmeliyiz. Yoksa çok doğru ve çok haklı bir konuyu savunurken bile kullandığımız yanlış üslubun neticesinde haklılığımızı kimseye kabul ettirmeyebiliriz. Aksine çok itici ve çiğ bir his de verebiliriz. Tabii ki amaç birilerine şirin görünmek falan olmamalı. Ama çatışmacı-uzaklaştırıcı bir yaklaşımı savunmak da kabulümüz olmamalı. Özellikle kişileri eleştirirken kendimize ve kendimizden kabul ettiğimize tanıdığımız toleransın hiç olmazsa birazını tanıyacak kadar insaflı ve vicdanlı olmaya çalışalım.

   En doğru eleştiri kendimize yönelttiğimiz eleştiridir. Kendini sorgulamayı başaramayan, başkalarını hep kendini saklamak için gözetlercesine bir yaşam sürer. Kendimizden kaçmak için sürekli eleştirmek, ya da kendi kusurlarımızı başkalarının kusurlarıyla örtbas etmeye kalkmak ahlaki bir tutum olamaz. Unutmayalım ki bakıp gördüğümüz her insan bir yönüyle bizim aynamızdır. Bu yüzden aynadaki o siluetimize, kendimize yardım etmek için, beraber bir yol bulmak için iyi niyetli ve insaflı bir eleştiri diline sahip olmalıyız. Unutmayalım ki herkes kötü de, biz bay ya da bayan iyiler değiliz. 

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Aziz
    7 Haziran 2020 19:05

    Merhaba hocam ağzına, yüreğine sağlık 👏👏👏👏

Bir Yorum Yazın