Hayır Allah’tan, Şer Nefsimizdendir

  • Yazının Tarihi: 9 Eylül 2015
  • Yazar: Muhammed Gül
  • Bu yazı 814 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Şerrin Allah’tan olması söz konusu değildir. Allahû Tealâ 2 âyet-i kerimede bunu ifade ediyor.
Ruh Allah’ın temsilcisidir. Ruhta 19 tane haslet vardır. Ruhun negatif bir talepte bulunması mümkün değildir. Ruhun talebi tamamen hayır olduğuna göre, o zaman zaten şerrin Allah’tan olması mümkün değildir. Ama bir de nefse bakacak olursak, Allahû Tealâ Nisâ Suresinde Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e şöyle sesleniyor:

4 / NİSÂ – 79: Mâ esâbeke min hasenetin fe minallâh(minallâhi), ve mâ esâbeke min seyyietin fe min nefsike. Ve erselnâke lin nâsi resûlâ(resûlen). Ve kefâ billâhi şehîdâ(şehîden).
Sana iyilikten (hasenatdan) ne isabet ederse, işte o Allah’tandır. Ve sana kötülükten (seyyiattan) ne isabet ederse, o taktirde o, kendi nefsindendir (derecat kaybedecek bir şey yapmandan dolayıdır). Ve seni, insanlara Resûl olarak gönderdik ve şahit olarak Allah yeter.

Bu âyet-i kerimede hayrın Allah’tan, şerrin nefsimizden olduğu zikredilmektedir. Şerr bize derecat kaybettiren her şeydir. Hayır da bize derecat kazandıran her şeydir. Bir insan zulmettiği zaman derecat kaybeder. Yani zulüm de bir şerrdir.

Yûnus Suresine baktığımızda Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

10 / YÛNUS – 44: İnnallâhe lâ yazlimun nâse şey’en ve lâkinnen nâse enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle (asla) zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.

Âyet-i kerimede zikredildiği gibi Allahû Tealâ insanlara asla zulmetmez. Yani şerr asla vermez. Lakin insanlar kendi nefslerine zulmederler. İnsanlar kendi hevalarına uymak suretiyle şerr işlerler.  

Öyleyse şerrin Allah’tan olması mümkün değildir. Hayır Allah’tan, şer bizim kendi nefsimizdendir. Bu sebeple de insanlar cehennemi hak ederler, ama cennete Allah’ın fazlı keremi ile girerler.

 Mükâfat ve Mücazatın Varlığı Serbest İrade Sebebiyle midir?

76 / İNSÂN (DEHR) – 3: İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiren ve immâ kefûrâ(kefûren).
Muhakkak ki Biz, onu (Allah’a ulaştıran) yola hidayet ettik. Fakat o, ya (Allah’a ulaşmayı diler) şükreden olur, ya da (Allah’a ulaşmayı dilemez) küfreden olur.

Hidayetçi âyetleri tilâvet ettiği zaman insanları Allah’a davet eder. Daveti kabul edenler şükredenlerdir. Daveti kabul etmeyenler de küfredenlerdir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde: “Allah’ın davetine icabet etmeyen Allah’ın resûlüne asi olur.” buyurmuştur.

Her halükârda kişinin bu davet karşısında kendisine düşeni yapması, Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzımdır. Dileği gerçekleştirdiği noktada mutlaka Allah o kişiyi Kendisine ulaştırıyor, onu ermiş evliya kılıyor. Bunu yapan Allah’dır. Burada sadece Allah’a ulaşmayı dilemek kişiye aittir. 

7 furkanı Allah o kişiye veriyor. 12 ihsanla o kişiyi destekliyor. Huşû sahibi olan kişi hacet namazı kılması halinde Allah ona mürşidini gösteriyor, tâbiiyetini gerçekleştirdiği takdirde Allahû Tealâ ona 7 ni’meti veriyor. Vasıta emirleri sevdiriyor. O kişinin vasıta emirleri zikri severek yapması halinde 7 kademede onun nefsini tezkiye eden Allah, 7 kademede ruha seyr-i sülûk’u yaptırarak yoklukta Allah’ın Zat’ına ulaşmasını sağlıyor. Sanki bütün bunları kişi yapmış gibi, Allah ona mükâfatını; 3. kat cennet ve dünya saadetinin yarısını veriyor. 

Kişinin ruhun talebine uyarak kalben Allah’a ulaşmayı dilemesi halinde mükâfat verilir. Nefsin talebine uyarak dünya hayatını dilemesi halinde ceza verilir. Mükâfat ve cezanın varlığı serbest irade sebebiyledir.  

İnsanların cehenneme mahkûm olması kendi iradeleri Allah’a ulaşmayı dilememesi sebebiyledir. İnsanların cennete gitmesi de gene kendi iradeleriyle kalben Allah’a ulaşmayı dilemesinin bir sonucudur. İradeleri ile Allah’ı dilerlerse mutlaka kurtuluştadırlar. İradeleri ile Allah’ı dilemezlerse kurtuluşta değillerdir. Cennet insanlar için bir mükâfat yeri, cehennem ise ceza (mücazat) yeridir.

Allah ile kalın, mutlu kalın.

Bir Yorum Yazın