İHD: Cezaevleri hasta ediyor

  • Haberin Tarihi: 15 Ocak 2015
  • Bu haber 959 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
İHD: Cezaevleri hasta ediyor

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şubesi Mardin Adliyesi önünde cezaevindeki hasta tutsaklara ve cezaevinde yaşanan ölümlere dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yaptı.

Açıklamaya İHD Mardin Şube yöneticilerinin yanı sıra Mardin Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanları, KESK ve STK’lar katıldı. Açıklama nedeniyle geniş güvenlik önleminin alındığı dikkat çekerken kitle ile polisler arasında açıklamanın yapılacağı yer için kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Gerginliğin yaşanması üzerine İHD Mardin Şube Başkanı Av. Erdal Kuzu, “İşte görüyorsunuz herkesi ilgilendiren bir basın açıklamasına bile tahammül edemeyen güçler bizleri engelleyerek açıklamanın yapılmasını istememektedirler. Ama bizler yapılan bu haksızlıklara ve ölümlere asla sessiz kalmayacağız” dedi.
Kuzu’nun konuşmasının ardından İHD Mardin Şubesi Cezaevi Komisyonu Üyesi Av. Feyzi Adsız, Son bir yıl içerisinde 40‘a yakın hasta mahpus cezaevlerinde yaşamını yitirdiğini söyledi. Yaşamını yitiren mahpuslardan Mehmet Canpolat, Lütfü Taş, Abdulmecit Aslan ve Haşem Arduçlu ise son 15 gün içerisinde cezaevinde hastalanarak yaşamını yitirdiğini dile getiren Adsız, Derneğimize yapılan başvurulara göre, halen cezaevlerinde, 228’i ağır olmak üzere toplam 578 hasta mahpus tahliye (infazının ertelenerek) edilerek tedavi olmayı beklediğini ifade etti.
Cezaevlerinde 228 ağır hasta halen tahliye bekliyor
Yetkililer ile yaptıkları görüşmelerin sürekli sonuçsuz kaldığını söyleyen Adsız, “Hasta mahpuslar, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve cezaevi idareleri ile cezaevi güvenlik birimlerinin bilinçli bürokratik işlemleri sonucu tedavi edilmeyerek ölüme terk edilmektedir. Bu bürokrasi işkencesine Adli Tıp Kurumu (ATK) ve infaz savcılıkları da ortak olmuştur. (ATK) uygulamaları ve raporları ile infaz uygulamasına ikinci bir infaz yöntemi önererek bu ölümlerin sebebi haline gelmiştir. (ATK) Mehmet Canpolat hakkında yazmış olduğu raporda; “hastane şartlarında yatırılarak infazına devam edilmesinin uygun olduğu” sonucuna varmış ve 5275 sayılı yasada olmayan yeni infaz uygulaması yaratmıştır. (ATK) bu raporu ile hasta mahpusa yasada bulunmayan yeni bir infaz şekli uygulamasına sebep olmuştur. (ATK) bu uygulaması ile bilimsel olmaktan çıkmış, kendisine verilen rol doğrultusunda bir pratikle mahpusların ölümüne sebep olmaktadır. (ATK) sübjektif uygulamaları ile güvenilir bir kurum olmaktan çıkmıştır. “Cezaevinde kalabilir” şeklinde rapor verdiği mahpuslar bir bir yaşamını yitirmektedir. (ATK) hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi bakımından verilecek raporlarda son merci olmaktan çıkarılmalıdır. Üniversite hastaneleri ve diğer hastanelerin verdiği raporlar yeterli kabul edilmelidir” dedi.
Yetki Cumhuriyet savcılarında
5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununda, Cumhuriyet savcılarına, ağır hastalık nedeniyle infaza ara verilmesi durumlarında kamu güvenliği açısından mahpusun tehlike oluşturup oluşturmadığı noktasında takdir yetkisi tanındığını dile getiren Adsız, “Cumhuriyet savcıları, polisin hazırladığı keyfi raporlar doğrultusunda siyasi hasta mahpusların tahliyelerini engellemektedir. Bu keyfi tutumlar ve polisin sanki savcıların amiri gibi rapor hazırlamaları hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu keyfi tutumları önlemek bakımından ya savcıların takdir yetkisi kaldırılmalı ya da 5275 sayılı Yasanın 16/6 bendinde yer alan “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı” cümlesinin yasa metninden çıkarılması gerekir. Hasta mahpusların tedavi olmak için infazlarına ara verilmesi durumu bir sağlık ve yaşam sorunudur. Bu sorunu kamu güvenliğine indirgemek sağlık hakkına ve yaşam hakkına açık bir saldırıdır. Bu durum başlı başına bir insanın sağlık hakkından mahrum bırakılarak işkence ile yaşamına son verme halidir” diye konuştu.
Hasta tutsaklar tedavi edilmiyor
Hasta mahpuslar cezaevi revirlerinde haftada iki gün bulunan pratisyen hekimlerin üstünkörü muayeneleri ile tedavi edilmeden koğuşlarına geri gönderildiğini ifade eden Adsız, “Hasta mahpusların tedavileri zamanında ve doğru yapılmadığı için cezaevlerinde kanser, tüberküloz, şizofreni ve hepatit hastalıkları yaygınlaşmaktadır. Hasta mahpusların hastanelere sevkleri randevu, güvenlik, kelepçeli muayene ve çıplak arama gibi nedenlerle geciktirilmekte, bu durum hastalıklarının ilerlemesine sebep olmaktadır. Bu yöntem tüm cezaevlerinde sistematik olarak uygulanmakta adeta mahpuslara hastalıkları üzerinden işkence yapılmaktadır. Hasta mahpuslara işkence yöntemi şeklinde uygulanan bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Tüm cezaevlerinde, hemen bugünden itibaren, genel bir sağlık taraması yapılmalıdır. Bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşları ve meslek kurumlarından oluşan heyetlere bu sağlık taramasını yapması için izin verilmelidir. Bizler defalarca bu sağlık taramalarını yapmak üzere hazır olduğumuzu tüm yetkililere bildirdik, bugün de bildiriyoruz. Bizler sivil toplum ve meslek kuruluşları olarak bu sağlık taramalarını yapmaya hazırız” şeklinde konuştu.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın