İyiliği emretmek/ kötülükten sakındırmak…2

  • Haberin Tarihi: 11 Haziran 2015
  • Bu haber 954 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” 9/71

İyiliği emretmek ilk görevlerimizdenken acaba kaçıncı sıraya kaydırdığımıza bir bakmamız lazım. Bir şeyi öğrenmeden, tatbik etmeden anlatmadan/öğretmeden asla ne tesiri olur nede başkasına örnek teşkil eder. “Zalimse de mazlumsa da kardeşinize yardım edin” Muhammed Mustafa’nın(s.a.s) öğretisini iyi okumak lazım. Mazlumu anladık da zalime nasıl yardım edeceğiz sorusuna: zulmüne engel olarak diye cevap veren Allah(c.c) resulünün Üslubu ciddi bir tespit. Zalim kardeşiniz olamayacak. Bu zulmü kendi nefsine yapmış olsa bile. Mazluma her halukarda yardım mecburi, insanidir. Mazlumun dini sorulmaz. Namazın sürekli karşımıza çıkması ne kadar önemli bir ibadet olduğundan olsa gerek. İyiliği emretmek/kötülükten sakındırmak namazlı insanların işidir. Çünkü namaz; kötülükten/fahşadan alıkoyduğu zaman namaz olur. Aksi halde sadece egzersiz hareketten öte bir yere gitmez. Zekat neden hep namaz ile birlikte zikredilmiştir diye düşündüğümüzde ikisinin de ayrılmaz ve olmazsa olmaz özelliklere sahip olduğunun farkına varacağımızdır. Biri bedeni, diğeri mali bir ibadet. Öyle bir namazımız olmalı ki verilenlerin şükrünü de eda ettirmeli. Hem Allah’a hamd edeceğiz hem de aynı anda şükrümüzü eda etmeyi öğreneceğiz. Namaz ile bedeni, zekat ve sadaka ile de malı Allah’ın koruması altına almış olacağız inşaallah. Hayatın anlam kazanması Allah’ın(c.c) son peygamberi Muhammed Mustafa’nın(s.a.s) örnekliğini hayatımıza tatbik etmekle mümkündür. Allah’ın kanunlarının geçerli olduğu bir hayat, hatta ölüm dahi çok güzel ve mükemmel olacaktır. Nereye gidersek gidelim değerlerimizi de beraberimizde götürmeliyiz ki değerimizden bir şey kaybetmeyelim. Bizleri biz eden vahyin değişmez değerleridir. Bizler bu değerler sayesinde bir anlam taşıyoruz. Bu ilahi kanunları anlayıp tatbik ettikten sonra başkalarına da aktarmak gibi bir mecburiyetimiz var. İyiliği emretmek yetmiyor. Kötülüğe giden yolları da anlatmak ve elimizden geldiği kadarıyla engel olmaya çalışmaktır. Sadece kendimizi düşünme gibi bir lüksümüz yok. Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun. O ateşin yakıtı insanlar ve taşlardır.Tahrim/6 Bencillik hastalığını toptan reddeden bir dinin mensubu olmak ayrıcalıklı olmaktır. Kadrini iyi bilmeliyiz.İşe kendi nefsimizden başlamalı. Daha sonra yakınlarımıza, dost ve arkadaşlarımıza da örnek olmamız lazım ki söyleyeceklerimizin etkisi olsun. “Doğru yaşandığında, kötülük terk edildiğinde anlam kazanır.” “İhdinessiratalmustakim…” Selam ve dua ile….

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın