Kardeşini öldürme!

  • Haberin Tarihi: 22 Mayıs 2015
  • Bu haber 656 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

18 -19 Mayıs tarihlerinde Orta Doğu Halklarının Birliğini Koruma, Kalkındırma ve Strateji Araştırma Merkezi(OHAK-DER)’in öncülüğünde düzenlenen Mardin toplantısına katıldım. Bu toplantıda öldürmelerin olmayışı, kazara meydana gelen ölüm ve öldürmelerden sonra kan davalarının güdülmemesi ve bunun için alınması gereken tedbirlerin alınması üzerinde duruldu.

İnsan “mükerrem” ve “ahseni takvim” olarak yaratıldığı, hayatın merkezinde insanın yer alması gerektiği, dolayısıyla insanın canına kast edilmemesi gereğine vurgu yapıldı.

Katılımcıların çoğu İslami ilimlerden haberdar ve duyarlı vatandaşlardan oluşan çalıştayın moderatörlüğünü Müfit Yüksel yaptı. Eski Mardin’de bulunan ve şu anda Artuklu üniversitesine tahsis edilen tarihi PTT binasında yapılan bu çalıştaya 30 kadar katılımcı katkı verdi ve toplantıda konuşmaların tamamı Kürtçe yapıldı.

Bu projenin finansmanı iç işleri bakanlığı tarafından yapıldığı düşünülürse bu özgün çalışma ortamı oluşturan iç işleri bakanlığına teşekkür etmemek elde değildir. Ne hikmetse yakaladığımız bu barışçıl atmosfere tahammül etmeyen birileri her fırsatta hükümete saldırıyorlar.

Buyurun size imkan, insanların öldürülmesine müsaade edilmemesi için, kan davalarının ortadan kalkması için ne yapabilirsiniz? Bu toplantıda devlet eleştirisi yoktu desem inanın.

Ben bir molla/yazar-sivil toplumcu olarak 7 maddelik bir katkı yaptım, sizinle de paylaşmak istiyorum.

1-Okul müfredatına sevgi, saygı ve eşitlik kavramlarının içini doldurularak yerleştirilmesi, yeni neslin severken neye dikkat edilmesi, sevmediğimiz halde kime saygı göstermek durumunda olduğu, eşitlik kavramı nerede işe yarayıp yaramadığı konusunda bilgilendirilmelidir.

Mesela kadın erkek eşitliğini savunan İslam tolumu açısından bir gaflet içindedirler. İslam’a göre kadın erkek bir birinin eksiklerini tamamlamakla yükümlü kimselerdir.

2-Sürekli eğitim kavramı çerçevesinde yetişkinlerimizin zaman zaman bilgilendirilmesi, dünyada akımların biri gelir diğeri gidiyor, bir çok konuda da insanımız yeterince bilgilendirilmediği için yarım yamalak bilgilerle yersiz tartışmalarla vakit öldürüyoruz.

Mesela PYD/Kobani/IŞİD kavramları son bir yıl duyduğumuz ve halkın bu konuda kirli bir bilgiye sahip olduğu bu uğurda gereksiz tartışmalarla vakit öldürdüğü ortadadır.

3-Taraf tutarken yakınlık derecesine göre değil, haklı haksız kavramına göre tarafımızı belirlememiz gerektiği, Bu anekdotla katkı verdim şöyle ki; Kardeşim Abdulkadir üniversite öğrencisiyken yaz tatilinde köye gitmiş, babamla amcam kavga ediyorlar, babam kardeşime “Kado vur, Kado vur!” Deyince Kardeşim diyor ki, “valla ben amcama vurmam, ne halınız varsa görün neticede ikiniz kardeşsiniz.” Bu konuşmadan sonra babam ağlıyor, amcam da onun elini öpüp barışıyorlar. İşte def-ul bela bu kadar basittir.

4-Yanı başımızda olup biten olaya ilgisiz kalmamamız gerektiği, İki kişi arasında bir kavga ve kargaşa meydana gelirse “bana ne?” diyemezsiniz, aracı olmakla yükümlüsünüz bunu unutmamak lazım.

5-Araları kapalı/küs olan vatandaşlarımızı, komşularımızın barıştırılması gerekir. Peygamber (aleyhisselatu vesselam) neden iki Müslüman üç günden fazla küs kalamazlar diyor? Çünkü her geçen gün kin ve nefret derinleşiyor bir gün beklenmedik düzeyde bir belaya kapı açabiliyor,

6-Birilerinin aleyhinde konuşan kimseleri uyarmamız lazım. Dedikodu, fitnenin alt yapısını hazırlıyor, bir sözü bir başkasına taşıyan, kendinden de ekleme, çıkarma yapınca bir gün bir kavgaya sebebiyet verebiliyor.

7-İnsanları okuma, yazma ve tefekküre alıştırmamız gerektiğini dillendirdim, insanlarımız okuyabilseydi, yazabilseydi çok konuşma yerine tefekkür/hayal yapabilseydi, hayatın rengi bambaşka olurdu kanaatini taşıyorum siz ne dersiniz?

Bir yandan şu hatırlatmayı yapmayı unutmayalım,

“Bu gün komşunuza selam verdiniz mi?” şeklinde bir soruyu yaygınlaştırmak gerektiği üzerinde durdum.

Bu tür bir çalışmaya ön ayak olan OHAK-DER yöneticilerine ve çalıştaya katkı veren muhterem katılımcılara huzurunuzda teşekkür etmeyi borç biliyorum. Bu yazıyı yazarak, Teşekkürlerimi kaleme alarak, borcumu ödüyorum.

Hepimiz bir vesileyle kardeşiz Kardeşini Öldürme! Diyor,

Huzurlu, mutlu günler diliyorum.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın