Kartondan Kaplan Yapmayın!

  • Haberin Tarihi: 5 Ocak 2016
  • Bu haber 807 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Birkaç yıl öncesine doğru hafıza yolculuğuna çıkalım. Binlerce kimse sivil siyaset yaptıkları halde KCK üyesi olarak siyaset yapıyorlar gerekçesiyle yakalanıp ceza evlerine atıldılar, yetmedi yakalanmaları dahi reklamca oldu, Elleri kelepçeli yüzlerce sivil siyasetin aktörleri cezaevine atıldı. Aslında cezaevi değil siyaset akademisine alındılar, oradan fikir birliği yaparak hayata daha sivri çıkışlarla döndüler. Devlet bunlara karşı borçlu olduğu için de sönük davranmak durumunda kaldı.

Ben o zaman “Devlet sanal kahraman yaratıyor” başlığıyla uyarıcı bir yazı yazdım ama işe yaramadı. O süreçte içeriye alınıp beş yıl sonra serbest bırakılan bir avukata sordum: Niçin yakalandınız? Cevabı şu oldu: “inanın hangi gerekçeyle yakalandığımı ne değişti ki bırakıldığımı da bilmiyorum.” İşte mesele bu kadar yersizdi.

Şimdi yine benzer bir hata düşünülüyor. HDP’nin bazı siyasetçileri ve özellikle de parti eş başkanları cezalandırmak isteniliyor. Malum 80 vekille meclise giden HDP siyaset yapamadı, bu başarısızlığını halk cezalandırdı ve vekil sayısını 59’a indirdi bir daha halkın taleplerini yerine geremedi yetmiyormuş bir de hendek siyasetinin arkasında durdu bu siyaset ki Kürt halkını perperişan etti milleti mağdur etti. Halk bu başarısız belediye başkanları ve siyasetçilerin tahtan inmesi için seçimi beklerken bazı vekillerin dokunulmazlığının kaldırılması düşünülerek tekrar kahramanlaşmalarına imkan veriliyor, sönen balonları tekrar şişiriliyor.

Bunlar kim ki onlarla uğraşıyorsunuz? Selahattin Demirtaş tarihin önüne koyduğu fırsatları elinin tersiyle itti, ya da o sıkletin altından kalkamadı. Yaksa kaburgalı biri olsaydı Kandile “otur oturduğun yerde!” diyecekti ve barış huzur için varım halkın verdiği bu fırsatı sonuna kadar kullanmaya gedik diyecekti ama yapamadı.

Figen Yüksekdağ nerden gerdi nereye gidiyor niçin bu düzeyde siyaseten yükseldi anlamış değilim.

Cılız bir parti olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi(ESP)’nin başkanlığını yapan bu kadın layık olmayan bir makama gelince militarist bir eda ile sağa sola saldırıyor, cesaretini zayıflığında alıyor, birileri sanki “sen saldır gerisine karışma” diyor, o da bu talimatın gereği toplumsal gerilimi alevlendirmeye çalışıyor. Türk solunun kırıntısı olan bu kadının Kürtlerin hakkıyla ne alakası var anlamakta zorlanıyorum.

Şimdi bu ikiliyi ceza evine atarsanız, hem dünya nezdinde devlet olarak mahcup duruma düşersiniz hem de kartondan kahraman yetiştirmiş olursunuz. Bu mükafata değer mi acaba? İki kere düşünmek lazımdır diye düşünüyorum.

Hükümete sesleniyorum bir an evvel toplumsal huzura kaynaklık edebilecek bir anayasa metni ile meclise inin vatandaş bir az rahat etsin derim.

Öyle bir anayasal paket olsun ki açıp bakan her vatandaş açıp baktığında Başbakanımızın ifadesiyle kendini orada bulsun. Tarihimiz, Kültürümüz, İnancımız ve Dillerimizle barışık olsun. Bu değerlerimizi kısıtlamaktan çok yeşermelerine, gelişmelerine katkı versin.

Adalete endeksli, özgürlük ve eşitlikle motifleşmiş, emniyet ve güveni beraberinde getiren bir anayasa.

Dolayısıyla terör sevicileri ve hendek siyasetçileri şaşkına uğrasınlar. Dilleri lal olsun, bakışları sönük, sesleri kısık olsun. Bunlara verilecek en büyük ders galiba bu olsa gerek. Eğer böyle kalıcı bir çözüm getirmezsek bazı kendini bilmez kimseler daha birçok kere fitne fesat çıkarmak için Anadolu’ya “it dalışı” yapacaklar artık bunların yolunu kesme samanı geldi derim.

Artık gaflete yeter deme zamanıdır diyor sizden de katkı bekliyorum.

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın