Kendini Tanı Ahbap!

  • Yazının Tarihi: 31 Aralık 2014
  • Yazar: Eyyuphan Kaya
  • Bu yazı 863 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Dinimizin bir özelliği tüm ilahi dinlerin peygamberlerini selat ve selam ile anmayı tavsiye ediyor. Bununla ne kadar iftihar etsek azdır. Diğer dinlere bakın peygamberleri birbirine düşürüyorlar, yetmiyor bir de kendi peygamberlerine bile ihanet ediyorlar.
Hal böyleyken Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin ladini adetlerinin peşine düşmek neyimize kardeş
Peygamberimizin veladeti de, ölümü de malum aynı günde olmuş ayrıca o gün peygamberin anma gibi bir hazırlık ve faaliyeti olmamış. Bu münasebetle peygamber de olsa hiç kimsenin doğum gününü kutlamak İslam inancına göre caiz değildir. Bunu özellikle çocuklarımıza anlatmamız lazımdır.
Bir bid’eyi hesene olarak adet edinen Mevlit etkinliği de hiç olmazsa günahlara davetiye çıkarmadığı için nispeten anmasında sakınca görülmemektedir. Ama yıl başı miladi takvimin yılı olarak güya hazreti İsa’nın veladetine bağlanıyor, ne yazık ki bin bir türlü melanet de işleniyor. Bu Allahın peygamberine hakarettir. Kimi bilinçsiz Müslüman da diyor ki o da peygamber değil mi? Onun da doğum gününü kutlayalım; sanki dinimizin Hz.Muhammed’in doğum günü kutlama hakkında bir ruhsatı varmış.
Efendim Müslüman dünyası olarak takvim yılımız Hicri Takvimidir, o da 1 Muharrem’e denk gelir, dini vecibelerimizi o takvime göre düzenleriz. Örneğin Hacın arife rüknü Zulhicce ayınin onunda yapılır ve her geçen yıl 10 gün beri gelir.
Regaip, berat ve kandil gecelerimiz hicri takvime göre oluyor ve en önemlisi Şehri Ramazan ve barındırdığı Leyleyi kadir Hicri takvime göre gelip gidiyor, zekat yılı dahi ona göredir. Buna meşhur Aşure de dahildir peki yıl başını nereye yerleştiriyorsunuz?
Bu günün gevezeliğinden Allah’a sığınmak lazım. Sormazlar mı hangi peygamberin öğretisine dayalı bu kutlamayı yaptınız. O zaman ne diyeceksiniz? Aro/garo adetlerinden başka bir cevabın var mı?
Kısacası hangi açıdan ele alırsanız elinizde kalıyor ve bir fetvası yoktur. Olsa olsa boşlukta kalan defolu Müslümanların tutunduğu dal gibi gözüküyor. Allah’a şuurlu bir şekilde beş vakit namazını kılan kimsenin böyle bir kutlamaya tevessül edeceğine inanmıyorum. Kimse bu günü Hz.İsa(a.s) ile de bağdaştırarak başkasını aldatmaya kalkışmamalıdır diye düşünüyorum.
Son olarak şunu söyleyeyim senin kendine özgü bir takvimin olmalı. Takvim ve Tarih önemli iki kavram birbirini tamamlarken bir araya gelip insanın hayatına katkı yapıyor, yönlendiriyor.
Buyurun Hicret, Mekke’den Medine’ye özgürlük arayışıdır, çünkü insan ancak Allah’a kul olmakla özgürlüğüne kavuşur, mutluluğu yakalar. Hayatın her aşamasında hatırlamaya değer, ibret ve hikmet içeren bir hadiseyi andırır, insanlık için bir kazanımdır.
Huzurlu, bereketli, ibadetle nakışlanmış bir hayat diliyorum.Sorunsuz bir hayat değil ama sorunlara galebe etmeyi yüce Allah’tan diliyorum.
Selam ve dua ile

Bir Yorum Yazın