Mardin Tarihinde İbadethaneler

  • Yazının Tarihi: 23 Şubat 2015
  • Yazar: İbrahim Yüksel
  • Bu yazı 1875 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

MARDİN ŞEHİR YAPISINDA İBADETHANELER
VE SOSYAL HAYATA ETKİLERİ

DİN, HAYATIN HAYATI
HEM NURU HEM ESASI.
İHYA-YI DİN İLE OLUR
BU MİLLETİN İHYASI
BEDİÜZZAMAN
Bir diğer vecizesinde ‘’İHYA-YI DİN İHYA-YI MİLLETİR.’’ Der Bediüzzaman.
Avrupanın islamofobia’ yı henüz aşamadığı, 2015 yılı itibariyle bile halen kendisinden farklı bireylere tahammül edemediği ve kendi kültüründen farklı kültür mensuplarıyla birlikte yaşamayı başaramadığı ve bu durumun da Uzak doğudan Avrupa’ya ve Amerikaya kadar gelişmiş ve geri kalmış bir çok toplumlarda yaşanmakta olduğu halde; binlerce yıldan beri bir çok farklı ırk, mezheb ve din mensuplarının farklı bölge ve mahallelere ayrılmadan birlikte yaşayabildiği Mardin, sosyolojik açıdan incelenip dünyaya ders vermesi sağlanması gereken bir şehir yapısına sahiptir. İlahi dinlerin üçünün ve hiristiyanlığın da tüm mezheplerinin ve farklı ırklara mensup fertlerinin bir arada ve mahallelere bile ayrılmadan mevcudiyetlerini sürdürebiliyor olmaları(sadece Yahudiler kendi tercihleriyle 16. Yüzyılda farklı coğrafyalara göç etmeleriyle mevcudiyetleri sona ermiştir.) günümüz dünya şehirlerine Mardin kültürünün vereceği birçok dersin olduğunu göstermektedir.
İslam kültüründe, gayri Müslimlere ait bile olsa dini mekanlara karşı yıkım ve yok etme kültürü yoktur. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde en büyük kilise olan Ayasofya’yı, fethin nişanesi olarak camiye çevirmiş ve diğer mabetlerin, faaliyetlerine devam etmesine müsaade etmiştir. Ayasofya, camiye çevrildikten sonra içerisinde bulunan mozaik resimlere, namaza engel teşkil ettikleri halde bozulmamış; sadece üzerleri deri levhalarla kapatılmıştır. Ayrıca o dönemde bile yıkılmaya yüz tutmuş bu muhteşem mabed, alınan tedbirlerle sağlamlaştırılmış ve yıkılmasına engel olunmuştur. Fakat cumhuriyet döneminde cami, müzeye çevrilirken 500 yıl boyunca hiç zarar görmeden muhafaza edilmiş mozaikler, deri levhaların özensiz bir şekilde kaldırılması sebebiyle kısmen zarar görmüştür. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde Arkeoloji dersi veren Doç. Dr.İLAL bu durumu bir dersinde ‘’Tarihi mekanlara sahip çıkma konusunda Osmanlı’nın gösterdiği hassasiyeti cumhuriyet döneminde gösterememişiz’’ şeklinde ifade etmiştir.
Diğer taraftan, geçtiğimiz yüzyıllık süreçte dinlere ve dini mekânlara karşı yıkma, el koyarak satışa çıkarma gibi politikaların sonucunda dini kurumların toplum hayatından çekilmesiyle, toplumda ortaya çıkmış huzursuzluklar, artan suç oranları ve dinden uzaklaşma neticesinde düşen toplum seviyesi de ayrı bir araştırma ve inceleme konusudur. Fakat tarihsel süreç içerisinde dini kurum ve müesseselerin aktif bir faaliyet içinde olmaları, farklı din ve kültürlere mensup insanların birlikte yaşamasını sağladığı, 15.yüzyıldan beri mevcut nüfus sayımları; ve varlıklarını her şeye rağmen sürdürebilen mabetlerin şehir planı içerisindeki dağılımlarıyla sabittir.

Mardin’de asırlar boyu yaşanmış bu birlikteliğin canlı resminin daha net ve berrak bir şekilde gösterilebilmesi, farklı din ve kültür mensuplarıyla bir ararada yaşamayı başaramayan toplumlara medeniyet dersi verilebilmesi adına son yüzyıllık süreç içerisinde yıkılan, satılan ve amacı dışında kullanılan mabetlerin, özellikle tekke, medrese ve camilerin gün yüzüne çıkarılarak açık hava müzesi olma yolunda yol kat eden Mardin’in gerçek hüviyetini ortaya çıkarma açısından başta mülki amirlerin olmak üzere, konuyla alakalı tüm şahıs ve kurumların günümüzde en öncelikli gündem maddesi olmalıdır.
A-Şemsilerin İbadet Mekanı:
Şemsilerin(güneşe tapanlar) ayakta kalan tek ibadet mekânı deyrulzaferan manastırı içindeki bir odacıktır. 4000 yıl önce yapıldığı rivayet edilir.
B- Sinagoglar:
15. yüzyılda 600 kişi civarında bir nüfusu olan Yahudilerin mezarlıkları yeniyolda, müstakil bir alanda mevcudiyetini korurken sinagogları hakkında elimizde somut bir bilgi yoktur. Tespit ettiğimiz iki sinagog mevcut olduğu halde bunların teyid edilme ve belgelenmesi gerektiğinden bu konu ayrı bir çalışmada daha detaylı işlenecektir. Ayrıca, ilerleyen zamanlarda kayıp ve yıkık mabetler hakkında daha detaylı bir çalışma ihtiyacı da vardır.
C-Kiliseler
Mardin’de mahallelere dağılmış 15 kilise tespit edilmiştir. Deyrulzaferan manastırı yetkililerinden İshak Bayyiğit Beyefendiden aldığımız bilgiye göre; günümüzde bu kiliselerden sadece Kırklar ve Deyrulzaferan kliseleri faal durumda olup yeniyol altında bulunan Mor Mihail klisesi yılda bir kez kullanılmakta, diğer kiliseler ise atıl durumdadır. Aşağıda belirtilen kilise isimleri Hanna Dolabani’ nin TARİHTE MARDİN isimli kitabından alınmıştır.
1-Deyrulzaferan klisesi(4.yy)
2-Meryemana ve teodoros tapınakları(deyrulzaferan civarı)
3-Mar yakup manastırı(deyrulzaferan civarı)
4-Mar İzozoil klişesi(4.y.y. deyrulzaferan civarı)
5-Mar Benham klisesi
6-Mar Yusuf sevmaası(rahiplerin barınak yeri)
7-Mar istefanos Manastırı(Deyr buhre): Vadisiğ civarındadır.
8-Mar Mihail klişesi: Yeniyol altında kasımiye medresi hizasındaki klişedir.Deyrulzafera manastırı müdürü…….. ile yaptığımız görüşmede bu klişesin yılda bir kez kullanıldığını belirtmiştir.
9-Mar benham klisesi(kırklar):569 yılında inşa edilmiştir.
10-Kırmızı klisesi (surp kevork klsisesi):569 yılında inşa edilmiştir.Ulu cami mahallesindedir.
11-Behirmiz kilisesi: 569 yılında inşa edilmiştir .Şar mahallesinde cadde üzerindedir.
12-Mart şmuni klisesi: Şehidiye mahallesindedir.
13-Meryemana klisesi:1820 yılında inşa edilmiştir. Şar mahallesindedir.
14-Mar Yusuf Kilisesi 1885 yılında Ermeni Katolikler tarafından inşa edilmiştir. Şar mahallesindedir.
15- Mar Bıtrıs ve Bulus Kilisesi:1914 yuılında Süryaniler tarafından yaptırımıştır.
16-Deyrul umur manastırı( Mar gabriyel) 397 yılında inşa edilmiştir.Süyraniler, islam halifesi Hz . Ömer ‘e olan minnettarlıklarının ve saygılarının eseri olarak buraya deyrul Ömer de demektedirler.
C- CAMİLER
Değerli araştırmacı Ziya Ensari Beyefendi’den edindiğimiz bilgiye göre Abdusselam Efendi ÜMMÜL İBER adlı Mardin tarihi kitabında Mardin ve civarında 100’e yakın cami ve medrese bulunduğunu ifade eder. Tespit edebildiğimiz camileri aşağıda belirterek kalan kısmı daha sonraki çalışmalarımızda eklenecektir.

1-İbrahim Ağa Camii: Diyarbakır kapı girişindeki eski Zirai Donatım Kurumu’nun olduğu alanda olup, günümüzde özel mülkiyet alanıdır.
2-Halife Camii
3-Şeyh Şeydullah Camii
4-Şeyh Çabuk Camii
5-Latifiye Camii(M1369)
6-Şeyh Yusuf Camii: Cumhuriyet çarşısındadır. Yıkıldıktan sonra halk tarafından tekrar inşa edilip ibadete açılmıştır.
7-Şeyh Aabdulaziz Camii: Abdulgani Efendi Mardin Tarihi isimli kitabında bu camiden bahsederken camiye ait evkafın gasbedildiğini ve kaybolduğunu ifade eder. Camilerin satılarak özel mülkiyet haline getirildiği dönemde, Mardin eşrafından COŞKUN ailesi mensupları bu camiyi satın alarak yasakların hafiflediği dönemlerde tekrar cami olarak kullanılmasını sağlamıştır. Bu cami 1960 yılında Molla Sabri ALKIŞ tarafından temizlenip düzenlendikten sonra günümüze kadar cami olarak faaliyet göstermesi sağlanmıştır. Rahmetli Molla Sabri bu camide bir çok talebe yetiştirmiş ve burada uzun bir süre görev yapmıştır.
8-Ulu cami(camiul kebir)(M.1176)
9-Pamuk camii(Dinari camii)
10-Reyhaniyye camii(M.1758)
11-Şehidiyye Camii: Caminin bulunduğu medreseye 80 odalı medrese de denmektedir. Bediüzzaman hazretleri Mardin’de bulunduğu sürede bu medresede ders vermiştir. Restorasyonu kısmen yapılmış olduğu halde çevresinin neden harabe olarak bırakıldığı, çalışmaların neden tamamlanmadığı halk açısından bire muammadır. Ayrıca caminin doğu kısmında bulunan mezarlıkların yan taraftan açık bırakılarak yıllardır, içinden insan kemiklerinin göründüğü; tatbikat taşı olarak bilinen mezarların iç kısmında kullanılan taşların ve mezarın kime ait olduğunu gösteren mezar taşlarının moloz yığını görüntüsünün neden yıllardır değişmediği hakkında bilgi edinilememiştir. Umarım ehl-i insaf Müslümanlar bu utanç verici tahribatı bir an evvel durdurup dinlerine gereken liyakati gösterirler.
13-Hamidi Camii (Abdulgani Efendi kitabında bu camiye sabuni camii de dendiğini ifade eder.)
14-Babussor Camii (savurkapı camii)(M:1363)
15-Arap camii (cami ul arab)
16-Sultan Hamza-i sağir Camii(1474)
17-Sultan Hamza-i Kebir camii
18-Necmeddin Gazi Camii(Cami-ul Asfar)
19-Şeyh Muhammed ez Zerrar Camii: Muhammed ez Zerrar Peygamber efendimizin sahabisi, Muhammed bin Ezher el Evsi’ nin Mardindeki lakabıdır. Hz. Ali’nin süt kardeşidir.(Ziya ENSARİ’ den alınmıştır.)
20-Şeyh lebban camii
21-Kuseyri camii
22-Tatlıdede camii: (m.1364) Asıl adı bimaristan camiidir. Günümüzde aslına uygun inşa edilen caminin önceki hali Eminüddin ilgazi tarafından inşa edilmiştir. .(Ziya ENSARİ’ den alınmıştır.)
23-Kasımıye medresesi camii( sultan İsa bin Davut camii.(Ziya ENSARİ’ den alınmıştır.)
24-Belka Medresesi camii(.1385)Günümüzde yıkık camiler arasında yer alır. Eski Kız meslek Lisesi günümüzde Kız Olgunlaştırma Enstitüsü binası ve avlusunun altındayer alır. Adı geçen binanın ziciriyye medresesi merdiveni tarafında harabeleri mevcuttur. .(Ziya ENSARİ’ den alınmıştır.)
25-Tekiyye camii(M.1446)
26-Eminüddin camii(Miladi 1092-hicri485)
27-Şeyh Şeydullah Camii
28-Kale camii ( mescid-i hıdır olarak da bilinir.) Kalede bulunan bu caminin 1929 senesi itibariyle Abdulgani Efendi, kitabının234 ve 238. sahifelerinde; sağlam ve ayakta durduğu halde minberinin bile bile yıkıldığını, minaresinin de belediye tarafından yıkılarak taşlarının başka bir yerde kullanıldığını ve caminin zamanla yıkılarak yok olmasına yol açıldığını ifade eder. Mihrab kalıntıları şehirden görünmektedir.
29-Muzafferiye Camii(1260): Abdulgani Efendi bu caminin yıkıldığını ve 1899’da yerinde Orta mektebi yapıldığını belirtmektedir.,
30-Hacı Baba Tekyesi Mescidi(1869-Kölasiyan mah.-gül mah)
31-Sitti Radviyye Mescidi(1206)
32-Selsal Camii
33-Süleyman Paşa mescidi(m.1781 Şehidiye mah.)
34-Şeyh Bekar Mescidi(Misyad mescidi-M. 730) Kölasiyan mah.-bu günkü adıyla gül mah.
35-Şeyh Beyad mescidi: Babul cedid mah.
36-Şeyh Kasım Halveti Mescidi
37-Şeyh Muhammed Dinari Mescidi(Karşısındaki aynul kıtın denen çeşmenin de adıyla Pamuk Camii olarak da bilinir)
38-Şeyh Muhammed Türki Mescidi-Necmeddin mah.
39-Şeyh Yusuf Mescidi: Cumhuriyet çarşısındadır. Yıkıldıktan sonra tekrar inşa edilmiştir.
40-Araklı Mescidi : Abdülgani Efendi 1929 yılı itibariyle bu mescidin büyük cadde nin ortasında ve güneyinde bulunduğunu mamur fakat terk edilmiş vaziyette olduğunu belirtmektedir.
41-Muhammed el Gazi Mescidi( ilk hükümet konağı kapısının önündedir.(a.gani efendi age.)
42-Şeyh Şa’ran camii: Savurkapı civarındadır.
43- Molla Halil bin Molla Kasım el Hazreci Camii: Tekke mahallesindedir. .(Ziya ENSARİ’ den alınmıştır.)
44- Seyyid Muhammed el Farisi Mescidi: Şer2iyye sicillerinde ismi geçmektedir. Beytil Farisi diye bilinen Şeyhmus Bilgici’nin evinin bulunduğu alandadır. Sahabilerden Cafer-i Tayyar’ın oğlunun kabri bu alandadır. .(Ziya ENSARİ’ den alınmıştır.)
45- Altunboğa Camii: Zinciriyye medresesinin ilerisindedir. Halk arasında ayn tumbağa (tumbağa çeşmesi) diye bilinen çeşmenin bulunduğu alanda yer alır. .(Ziya ENSARİ’ den alınmıştır.)
46- Hüsamiyye Medresesi camii: Devisiyye tekkesi olarak da bilinir. Şeyh Abdulkadir-i Geylaninin oğullarından Abdürrezzak ve iki oğlunun kabirleri bu alandadır. Günümüzde restorasyonu yapılmış nadir mekanlardan olup Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü olarak kullanılmakta iken Cumhuriyet döneminde satışa çıkarılan vakıf mallarından biri olduğu için bazı kısımları özel mülkiyet alanı durumundadır. Cami kısmı günümüzde ibadete açıktır.
47- Hüsamiyye Camii (M.1153- H. 548) Eski belediye binasının bulunduğu alanda yer alırken yıkılan camilerimizdendir. Fotoğrafta Cami ve bulunduğu alan çok net bir şekilde görülebilmektedir.

Bir Yorum Yazın