Niyet ettim Müslümanca yaşamaya…

  • Haberin Tarihi: 30 Temmuz 2015
  • Bu haber 859 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Samimi olmak her zaman başarıya ulaşmanın en büyük etkenidir. Müslüman ciddi olandır. Yüklendiği görev itibariyle sorumluluk sahibidir. Bu sorumluluğu sadece kendisiyle sınırlı değildir. Yaşadığı toplum içerisinde her varlığa karşı ayrı bir sorumluluk içerisindedir. Asla lakayt davranma gibi bir lüksü yoktur. İmanın başkenti olan yüreğini Allah’a (c.c) tahsis etmeyenin Müslümanım deme iddiası kuru bir iddiadır. Elinde iman pasaportu olmadan böyle bir iddia komik gelir. “Leilehe İllallah Muhammed’un Rasulullah”ı hem kalbiyle hem de diliyle tasdik edecek. Ve bütün hayatını bu şehadet kelimesi üzerine inşa etmeli. Allah’tan(c.c) başka bir otorite kabul etmemeye karar vermek hayatı anlamlaştırdığı kadar geçici olduğunun da altına imzamızı attığımız anlamına gelir. “Geçici bir hayatı sınırsız bir hayata tercih etmek ahmakların işidir.” Eninde sonunda bu hayat bir yerde duracak ve bizim bu duraksamaya herhangi bir şekilde müdahale etme şansına da sahip değilken… Hayatın her alanını kapsayacak bir imana sahip olmamız lazım. Aksi halde akıbetimizin hiç de parlak olduğunu söylemeyiz. Ahiretimizin iyi olmasını istiyorsak Allah’lı(c.c) bir yaşamımız olmalı. Her alanımıza müdahil olan bir Allah(c.c) inancı ancak bizlerin kurtuluşuna sebep olacaktır. Etrafımızdaki olup bitenleri iyi okumalı. Allah’ın (c.c) bak dediği yerden bakıp ona göre hareket etmeli. Nerde nasıl hareket edeceğimizi en güzel örneğimiz olan Resul-i Ekrem Muhammed Mustafa’dan(s.a.s) öğrenmeli. Onun ahlakıyla ahlaklanmalı ki hayatımızdan lezzet alalım. Hiç kimse Resulullah’ı(s.a.s) örnek almadan asla ben Müslümanım diyemez. Yarım kalıyor herşey de ondan… Müslüman olmak ispat ister. Nasıl ispat edebiliyorsanız edin. Malınızla, bedeninizle, canınızla orasını ben bilmem. Benim bildiğim ispat edilmesi gerektiğidir. Müslümanca yaşamak herkese nasip olmuyor. Bizler böyle bir nimetin farkında olmamız lazım. İman nimeti başka hiçbir nimete benzemiyor. Bu nimet yoksa diğer tüm nimetlerin hiç mi hiç anlamı yok. Hatta ne yaparsak yapalım sıfıra çarpılıyor. Yaşamak; imanın iktidar olduğu yüreklerde bir anlam taşımaktadır. Bu anlam sorumluluk gerektiriyor. Bu sorumluluk bizlerin iki dünyada da mutlu olmamızın anahtarıdır. Bu sorumluluk toplum içinde saygınlık kazanmamızı da sağlar. Bu sorumluluk bizlerin hareket alanını kısıtlamaz bilakis daha aktif olmamızı sağlamaktadır. Ben Müslümanım diyebiliyorsanız derdiniz var emektir. Bu derdi sonlandırmaktan ziyade onunla nasıl bir hayat sürdüreceğimizin yollarını aramalıyız. Buna da sabır denir. Niyet ettim Müslümanca yaşamaya… “Kardeşçe” yaşamaya… Ben senden ileride değilim ki dua etmeyeyim. Sen bana, ben sana dua ettikçe anlamımız olacak. “ihdinessiratal müstakim” bu şuurla yaşamayı nasip, Kardeş olmayı, kardeşçe yaşamayı şiar, kardeşçe paylaşmayı hedef, kardeşçe haşr olmayı duamız olarak kabul etsin Mevla. “Ey inananlar! Allah’tan sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler, ancak müslüman olarak can verin.” Âl-i İmran 102. Müslümanca ölmek için Müslümanca yaşamak lazım. Selam ve dua ile…

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın