Ramazanı beklerken…

  • Haberin Tarihi: 28 Mayıs 2015
  • Bu haber 868 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

 

Zamanı durdurmak ne mümkün. Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri, saatler günleri, günler ayları eritip götürürken ömrümüzden, yitip gidenleri hesap etmek bir hayli güç.

Manevi havası yüksek olan ramazan ayına hazırlık yapmak doğrusu önem arz etmekte. Kur’an gibi muazzam bir kitabın indiği ay. Her yerin rahmet ile dolduğu, merhamet duygularının coştuğu, paylaşma duygusunun en doruk noktasını yaşadığımız ay.

Ramazan değince akla gelen ilk şey elbetteki “savm”(oruç) dır. Bir ay boyunca yaşadığımız manevi ortamı aslında hayatımızın diğer aylarına da taşımalıyız. Sadece bir ay da bu manevi havayı teneffüs edip daha sonra eski halimize rücu etmek yaşadıklarımızın kıymetini azaltmakta hatta belki de hiç kıymeti kalmamaktadır.

Hayatımıza da oruç tutturmalıyız. Bu orucumuz sadece bir aydan ibaret olmamalı. Ramazan ayında edindiğimiz disiplini bayram ederek kutlamalı ve bir daha geriye dönük ne olduysa silip, geleceğe daha emin adımlarla ilerlemek en büyük hedefimiz olmalı.

Dünya bu ramazan ayını nasıl karşılayacak bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki biz Müslümanlar! bu sene ayrı bir ramazan yaşamamız gerektiğidir. Hicrete maruz bırakılan bunca Müslüman varken…nasıl iftar edeceğimizi doğrusu sorgulamak lazım.

Derin yaralar bırakan mısır ihvanlarının gerçeği ile yüzleşmek…

Zindanlarda orucun da sahibi olan “Allah’â iman ettikleri için bedel ödeyen kardeşlerimiz ile iftar edip, sahura kalkmalı…

Yüreklerimiz aynı duaya amin demeli, sesimiz arşı alada yankılanmalı.

Çağın “musa”sı(a.s) olmalı…

Zindanlar “Yusufiler(a.s) ile dolu…

Muhammedi(s.a.s) çağrıyı herkese anlatmak gibi bir derdimiz olmalı

Bu ramazan farklı olmalı: sofralarımız sadeliğe bürünmeli…

Sahurlarımız da…

Akşam tıkınmak için aç kalınmamalı…

Şüpheli tüm içeceklerden kaçınmalı,  özellikle cola ve yan ürünlerinden…

İhtiyaç sahiplerine ulaşılmalı…

Bizler sofrada ne yiyeceğimizi şaşırırken hiçbir şeyi olmayanları aklımızdan çıkarmamalı…

Gece yarılarına kadar oturup sonra orucu uykuda geçirenler gibi olmamaya dikkat edelim…

Oruç tutmak için serin yerlere gidip orada oruç tutanlardan da olmayalım…

Unutmayalım ki “imtihan büyük olunca mükafaatı da büyüktür” bu bilinçle hareket etmeli…

Midemize oruç tuttururken dilimize de tutturmalı…

Gözlerimize de…

Beynimiz de, yüreğimiz de işgallerden kurtarmalı onlar da orucun tadına varmalı…

Ne yiyeceğimizin endişesine kapıldığımız kadar, ibadetim kabul oldu mu olmadı mı diye endişemiz olmalı…

İsrafın kabul görmediği bir dinin mensubu olduğumuzu unutmamalıyız…

Midemizi doyurmaktan ziyade gözlerimizi, yüreğimizi doyurmalı. Belki bu sayede israfın önüne geçebiliriz inşallah.

İftarlarımız şov merasimlerine dönüşmemeli…

Sofralarımız aleyhimizde şahitlik etmemeli…

Var diye israfın alasını yapmak Müslüman ahlakına terstir.

Varken verebilmek, varken israf etmemek önemli. Yokken zaten yiyemeyiz. Bu cimrilik değil, başkasını hesaba katmaktır.

Kur’an ayına kıymet verelim ki kıymet görelim.

Hayatımız oruç, orucumuz mübarek olsun…

“Mısır zindanlarında bulunan tüm ihvanlara selam olsun…”

Selam ve dua ile…

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın