V.Din Şurasından Esintiler

  • Yazının Tarihi: 14 Aralık 2014
  • Yazar: Eyyuphan Kaya
  • Bu yazı 861 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

08-10 Aralık 2014 tarihleri arasında Bilkent Otelde V.Din şurası gerçekleşti. Açılışını Cumhurbaşkanımız S.Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kapanış konuşması ise TBMM Başkanı S.Cemil Çiçek’in yaptığı bu özel şura Diyanet reisimiz Prf.Dr.Mehmet Görmez’in Başkanlığında İl Müftüleri, İlahiyat Dekanları, ilahiyatçılar ve ilgili yazarlar ve konunun uzmanlarının katılımıyla gerçekleşti.

Çok amaçlı bir münasebetle Ankara’da bulunmam 3.gün şuraya katılma fırsatını yakalama imkanı buldum. Bu nitelikli şurayı bir yazıya sığdırmak zor olmakla beraber, bazı önemli tespitleri siz saygıdeğer okurlarımla paylaşmakta fayda buluyorum.

“Ben batının bataklığından doğunun medeniyetine hicret ettim”(Yazar Alev Alatlı)

Doğudan batıya evrensel bir yazar olan Alev Alatlı, bu salonun merhamet ve medeniyet sahibi zevatın huzurunda İslami değerlerin insanlık için aranan değerler olduğunu bir nevi itiraf etti.

Cumhuriyet gazetesinde de bir ara çalışan bu hanım efendini şu manidar ifadesi de dikkate değer bir tespitti, “Ben kanunların harfiyen uygulandığı dünyadan, kanunların arkasında düşünülen merhamet, hikmet ve marifete döndüm.” 

“Atanmış değil, adanmış din adamı bize lazım” (Reis-ül ulema Mehmet Görmez)

Diyanet reisimiz Mehmet görmez, bu ifadesiyle bir anlamda malumattan öte marifet sahibi olan din adamına ihtiyaç duyulduğu vurgusunu yaptı, Elbette ki doğru bilgi esastır ancak bilginin yanı sıra hikmet ve marifet dinimizin özünü oluşturmaktadır.

“İslam dünyasında bir çok açıdan kirlilik yaşanıyor, bunu temizlemekle yükümlüyüz” (TBMM Başkanı Cemil Çiçek)

Sayın Çiçek üç alanda olagelen kirlilikten bahsetti,

1-Çevre Kirliliği

2-Bilgi Kirliliği

3-Ahlak Kirliliği

Saygıdeğer hocaların bu kirliliği ortada kaldırmakta başta bu salondaki ilim erbabı olmak üzere din görevlilerimizin sorumluluğu var. Bu konuda vatandaşlarımızı aydınlatmak lazım.

“Çin malı” tarzı ilahiyatçılar maalesef gündemimizi gereksiz mevzularla meşgul ediyorlar.

İslam dünyasında birçok yer altı zenginlikleri mevcuttur. Madenler, petrol ve benzeri kaynaklar yüzünde İslam coğrafyası köstebek yuvası dönüştü.

Bilgi kirliğine gelince aman Allah’ım İslami bilgilerde müthiş bir kirlilik var. Neredeyse konserve çeşidi kadar, İslami yaklaşımlar çıktı. Yani bir hareketin önüne arkasına “İslam” kelimesinin yerleştirince İslami olmaya yeter mi acaba?

Maalesef bilgi üreten taraf değil, bilgiyi kullanan tarafız. Ama İslami değerler açısından doğru bilgi ürete biliriz.

Ahlak kirliliği, maalesef İslam dünyasında ahlak kirliliği had safhada, uluslar arası saydamlık derneğinin yaptığı bir araştırmaya göre maalesef ilk 49 ülke arasında tek bir İslam ülkesi bile yok.

Ayrıca Din Şurasının 5 yılda bir yapılması da bir sorun, dünya hızlı dönüyor, bu aralığı daraltmak gerekir kanaatini taşıyorum.

Özet tarzında kaleme aldığım bu bilginin dahi önemli olduğu kanaatindeyim. Umarım Diyanet Reisimizin ifadesiyle Diyanet özerk bir yapıya dönüşür ve halkımıza dünyevi ve uhrevi meselelerde huzur kazandırmak için vesile olur.

Selam  ve  saygılarımla.

Bir Yorum Yazın